İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/2285 Karar: 2024/11181 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/2285 K.2024/11181

11. Ceza Dairesi 2024/2285 E. , 2024/11181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2023 tarihli ve 2023/9931 Soruşturma, 2023/8040 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ce

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/2285 E. , 2024/11181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2023 tarihli ve 2023/9931 Soruşturma, 2023/8040 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ce

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/2285 E. , 2024/11181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2023 tarihli ve 2023/9931 Soruşturma, 2023/8040 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/2139 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.03.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.02.2024 tarihli ve 2023/30624 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/22283 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/22283 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şüphelinin müteveffa Meziyyet Akkemik'in yaşlı olması nedeniyle işlerinde yardımcı olmak amacıyla düzenlenen vekaletname ile müteveffaya ait banka hesaplarından para çekme işlemleri yaptığı, şüphelinin Meziyyet Akkemik'in vefat ettiği tarihten sonra banka üzerinden para çekme işlemleri yaparak güveni kötüye kullanma suçu işlediği iddia edilen olay nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, şüphelinin eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup, vefat edenin mirasçısı olan müştekinin şikayet hakkının bulunmadığı ve 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Müteveffa Meziyyet Akkemik ile şüpheli arasında mevcut hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda müteveffa tarafından şüpheliye verilmiş bir vekaletnamenin mevcudiyetinin araştırılarak ortaya konulması, diğer yandan incelenen müştekiye ait nüfus kayıt örneğine göre müşteki annesi Meziyyet Akkemik'in 07/11/2014 tarihinde vefat etmesine rağmen İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11/10/2022 tarihli ve 2019/46 tereke, 2022/19 sayılı kararında, müteveffaya ait Türkiye Finans Bank Kadıköy Şubesinde bulunan 1052514 nolu hesaptan 11/11/2014 tarihinde Mustafa Karabay'a 21.955,95 Türk lirası ödeme yapıldığının tespitine karar verildiği nazara alındığında, ilgili bankadan söz konusu ödemeye ilişkin kayıtların istenmesi, şüphelinin beyanın alınması sonucu hukuki durumun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin murisi olan müteveffa Meziyyet Akkemik'in 07.11.2014 tarihinde vefat ettiğinin, ölümünden önce Kadıköy 1. Noterliğinin, 28.11.2008 tarihli ve 21561 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile banka ve diğer bir kısım işlerinin takibi amacıyla şüpheliyi vekil olarak atadığının, şüphelinin müteveffaya adına bankalarda hesap açtırdığının, bu hesapları keyfi olarak yönettiğinin, yine vekalet ilişkisi sona erdiği halde ölüm tarihinden sonra da bu vekaletnameye istinaden bankalardan para çekmeye devam ettiği ve bu paraları kendi uhdesinde bulundurduğunun iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelinin ve şikâyetçinin olayla ilgili olarak ayrıntılı şekilde beyanlarına başvurulması, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/1101 Esas, 2014/876 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile Kadıköy 1. Noterliğinin, 28.11.2008 tarihli ve 21561 yevmiye sayılı vekaletnamesinin dosyaya celp edilmesi, 28.11.2008-07.11.2014 tarihleri arasında şüphelinin vekillikten azline yönelik herhangi bir bilgi veya belge bulunup bulunmadığının araştırılması, müteveffaya ait banka hesap numaralarının tespiti, bu hesaplara ait ek hesap ekstreleri ve ölüm tarihi sonrasında şüpheli tarafından bu hesaplar üzerinden herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 2019/46 Tereke sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre; müteveffanın ölümü ile birlikte geçersiz hale gelen vekaletnamenin kullanılması iddiası yönünden "resmi belgede sahtecilik" ve "dolandırıcılık", ölüm tarihinden önce gerçekleştirildiği belirtilen eylemler yönünden ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının tayin ve takdiri ile zamanaşımı sürelerinin de, müteveffanın ölüm tarihi dikkate alınmak suretiyle, bu suçlara göre hesaplanması gerekirken, "...müştekinin müracaatına konu olayda herhangi bir suç tanımı kapsamında kalan eylem ve suçlu bulunmadığı, olayın vekalet görevinin kötüye kullanılması ve miras hukuku nezdinde çözümlenmesi gereken hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve bu sorunun çözümü için müştekinin hukuk mahkemelerine veya icraya başvurabileceği kanaatine varılmıştır. Müşteki vekilinin güveni kötüye kullanma suçuna yönelik iddiası kapsamında yapılan incelemede, suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gibi TCK 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun takibinin şikayete bağlı olduğu, şikayet hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması nedeniyle suçtan zarar görene ait olduğu ve mirasçılara geçmeyeceği, bu nedenle vefat edenin mirasçısı niteliği olan müştekinin şikayet hakkının bulunmaması nedeniyle kovuşturma imkanının bulunmadığı, ayrıca TCK 66/1-e maddesi kapsamında 8 yıllık zaman aşımı süresinin de dolduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/2139 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla