Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/293 E. , 2025/14081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/399 E., 2023/469 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veyakredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyledolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/293 E. , 2025/14081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/399 E., 2023/469 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veyakredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyledolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi düşme, kısmi onama Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2023 tarihli ve 2023/399 Esas, 2023/469 Karar sayılı, bozma üzerine verilen kararının temyizi yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: I. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü A. ... A.Ş. Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden Sanığın, katılan ...'tan satın aldığı hayvanlar karşılığında, suça konu ... A.Ş.'ye ait sahte çeki verdiği, çekin ... A.Ş.'ye ibrazında çekin tamamen sahte olduğunun anlaşıldığı olayda, yargılama konusu dolandırıcılık suçunun doğrudan zarar göreninin katılan ... olduğu, ... A.Ş.'nin bu suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı CMK'nın 237/1 maddesi uyarınca bahse konu suçtan açılan kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1 maddesi gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı; hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 305/1 maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, ... A.Ş. vekilinin bu suça yönelik temyiz isteğinin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Suç tarihi nazara alındığında sanığın üzerine atılı suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının 3 yıl hapis olduğu, Mahkemece; "... suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan cezalandırılmasına," şeklinde gerekçe tesis edildiği ve hüküm fıkrasında da aynı gerekçeyle alt sınırdan ceza tayin edildiği açıklandığı hâlde temel cezanın "4 yıl hapis cezası" olarak tayini, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (A-1) bendinde yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son maddesi uyarınca temel cezanın belirlendiği paragrafta bulunan "4" ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine "3" ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Banka Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yargılama konusu eylem için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, bozma öncesi 02.07.2015 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, zamanaşımını durduran bir neden bulunmadığı da gözetildiğinde, son kesen işlem tarihinden inceleme konusu hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, katılan Banka vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde karar verildi.