İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/3210 Karar: 2025/1669 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/3210 K.2025/1669

11. Ceza Dairesi 2024/3210 E. , 2025/1669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/632 Değişik İş SUÇ : Mühür bozma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili k

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/3210 E. , 2025/1669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/632 Değişik İş SUÇ : Mühür bozma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili k

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/3210 E. , 2025/1669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/632 Değişik İş SUÇ : Mühür bozma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanıklar hakkında mühür bozma suçundan Avanos Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2013/23 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli ve 2021/632 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.09.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.04.2024 tarihli ve 2024/9247 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/49377 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/49377 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, mühür bozma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 203/1 ve 66/1-e maddelerine göre olağan zamanaşımı süresinin 8 yıl, 67/4. maddesine göre de olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, sanıkların müsnet suçu 22/10/2010 tarihinde işledikleri, sanık ...'in 18/06/2013, sanık ...'ın 10/05/2013, sanık ...'ın 08/04/2013 ve sanık ... 25/04/2013 tarihlerinde mahkeme huzurunda alınan savunmalarının zamanaşımını kesen son sebep olduğu ve zamanaşımını kesen başka bir neden bulunmadığı anlaşılmakla, anılan Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, sanıkların savunmalarının alındığı tarihlerden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17/09/2021 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Avanos Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2013/23 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1, 62. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli ve 2021/632 Değişik İş sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/49377 sayılı Tebliğnamesinde; "...8 yıllık olağan dava zamanaşımının, sanıkların savunmalarının alındığı tarihlerden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17/09/2021 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Avanos Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2013/23 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli ve 2021/632 Değişik İş sayılı kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; ...mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir..." denilmektedir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, olağan dava zamanaşımının, sanıkların savunmalarının alındığı tarihlerden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17/09/2021 tarihine kadar gerçekleştiği nedenine dayanmakta ise de, isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olmaları ve hükümlerin içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla