Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/3252 E. , 2025/425 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/188 E., 2023/801 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret ile onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/3252 E. , 2025/425 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/188 E., 2023/801 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret ile onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. Maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. Maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. Maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. Maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyizin kapsamına göre; 1.Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2018 tarihli ve 2018/1344 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/39 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açılmıştır. 2. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/39 Esas sayılı dosyası üzerinden, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, ancak resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı herhangi bir karar verilmediği anlaşıldığından, bu suçlar yönünden dosyanın tefrik edilerek Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/33 Esas sayılı dosyasına kayıt edilmesine karar verilmiştir. 3. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/33 Esas, 2020/30 Karar sayılı kararı ile, sanık ... hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 4. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/33 Esas, 2020/30 Karar sayılı kararının, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/667 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kararın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan redddine karar verilmiştir. 5. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/667 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararına karşı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2021 tarihli yazısı ile 5271 sayılı Kanunun 308/A maddesi uyarınca sanık aleyhine itiraz edildiği, bunun üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verilerek dosyanın ... esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. 6. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/403 Esas, 2021/233 Karar sayılı kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden "...yukarıda zikredilen hususların sübutuna matuf ilgili kurumlardan evrak celbi ve sair delillerin toplanması ayrıca sanığın yukarıda belirtilen ifadelerinde soruların kendilerine gösterildiği görüşme sırasında yanında bulunan ... ve ...'ın yeniden beyanlarının alınarak özellikle sanığın beyanlarının sorulması gerekirse bu şahıslara ait sınav evraklarının da getirtilerek inceleme yapılarak/yaptırılarak neticesinde oluşan vicdani kanaate göre hükme varılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 280/1.f maddesi gereğince..." hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 7. Bozma üzerine , Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2021/59 Esas, 2021/187 Karar sayılı kararı ile, sanık ... hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 8. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2021/59 Esas, 2021/187 Karar sayılı kararının, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, yapılan duruşmalı incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesinin kararının CMK'nın 280/2. Maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e,son, 158/3, 43/1, 62/1, 52/2-4, 53 ve 58/9 maddeleri uayrınca neticeden 8 yıl 10 ay 20 gün hapis ve 1.365.460 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına , hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... vekilinin temyiz isteği;eksik ceza tayinine ilişikindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; verilen kararın yok hükmünde olup, usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sübut bulmadığına ve yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Suç tarihinin, sanığın kamu görevinden ihraç tarihi olan "08.07.2018" olarak yazılması gerekirken "15.06.2018" şeklinde yazılmış olması mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 2.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Siirt Cezaevi Jandarma Bölük komutanı olarak görev yapmakta iken, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmetler yapılanması ile ilgili olarak ülke genelinde yapılan operasyonlarda özellikle askeri birliklerde ve Jandarma Teşkilatı içerisinde görevli terör örgütü mensubu askeri şahıslar ile söz konusu yapı içerisinde üst düzey faaliyet gösteren sözde sorumluların tespit edildiği, sanığın Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Bölük komutanı olduğu dönemde 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen başarısız darbe girişiminden sonra tutuklanan askerlerin de Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulundukları, gerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ve gerekse Anayasal Düzeni İhlal Suçundan tutuklu bulunan askerleri aileleri ile Cumhuriyet Başsavcılığı izni olmadan hastane içerisinde görüştürdüğü, yine hastahaneye sevk edilen tutuklu şahısları telefonla aileleri ile görüştürdüğü, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği faaliyeti kapsamında haklarında örgüt üyeliğinden daha sonra işlem yapılan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla ifade verdikleri anlaşılan ... , ... ve ...'nun Siirt ili ... Mahallede bir evde buluştukları yönünde tespitler üzerine sanık hakkında teknik araçlarla izleme tedbirinin uygulandığı, yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alınarak ifadesine başvurulduğunda, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla vermiş olduğu beyanında, 2011 yılında Jandarma Komutanlığı sözleşmeli subaylık sınav sorularını aldığını ikrar eden ve kamu görevinden ihraç edildiği anlaşılan sanık ...'nun, anılan örgütün gizliliği, genel yapısı, haberleşme şekli ve faaliyetleri de gözetilerek, sınava ilişkin deliller, sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda vermiş olduğu ikrar içeren savunması, yine savunmayı destekler nitelikteki tanık anlatımları ve alınan bilirkişi raporu, jandarma mahrem yapı içerisinde aktif olarak yer almış olması ve bir bütün halinde değerlendirilen dosya kapsamı itibarıyla; 2011 Jandarma Komutanlığı Subaylık Sınavı öncesinde sınav sorularını elde ettiği ve örgüt üyeliği kapsamında ve örgüt faaliyeti çerçevesinde soruları önceden temin ederek sınavı kazanıp maaş almak suretiyle zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği sabit olmakla, verilen mahkûmiyet hükmünde ve uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafii ile katılan vekilininin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ile katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ...'ın sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken TCK'nin 43/1 maddesinin uygulanmayacağı yönündeki karşı oyu ile oy çokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin 09/01/2025 tarih, 2024/3252 Esas, 2025/425 Karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin kararına aşağıdaki gerekçeler ile katılmıyorum. Sayın çoğunluk ile ortaya çıkan uyuşmazlık TCK'nin 158/1-e, son, 3, 43/1, 62/1 maddeleri ile hüküm kurulurken zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir. I-YASAL SÜREÇ: A) Sanık ... hakkında Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.06.2018 tarih 2018/1344-568 sayılı iddianamesiyle 3713 sayılı Yasa'nın 5.maddesi yollamasıyla TCK'nin 204/1, 43 ve yine aynı Yasa'nın 158/1-e, son, 43 ve ayrıca TCK'nin 314/2, 3713 sayılı Yasa'nın 5/1 ve TCK'nin 58/9, 63, 221/4 maddeleri sevki ile resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması talebiyle kamu davaları açılmıştır. B) Başlangıçta Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/39 Esas sırasında yargılamaya başlanmış iken, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları yönünden ayırma işlemi yapılarak dosya yine Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/33 Esas sırasına kaydedilmiştir. C) Tefrik işleminin yapıldığı Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/39 Es. Sayılı dosyasında 22.02.2019 tarih 2019/96 Kr. Sayılı kararı ile silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan TCK'nin 314/2, 3713 sayılı Yasa'nın 5/1, TCK'nin 221/4-2.cümlesi, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve CMK'nin 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. D) Ayırma işleminden sonra incelemeye konu resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından ise 30.01.2020 tarih 2019/33 Es. 2020/30 Kr. Sayı ile ayrı ayrı beraat hükümleri kurulmuştur. E) İstinaf incelemesini yapan Diyarbakır BAM 9. Ceza Dairesi'nin 24.12.2020 tarih 2020/667 Es. 2020/1172 K. Sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçu yönünden istinaf başvurusunun reddine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden ise -kendisini vekil ile temsil ettiren beraat eden sanık müdafii lehine vekalet ücretine hükmedilerek- istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. F) Diyarbakır BAM Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2021 tarihli itirazı üzerine yine Diyarbakır BAM 9. Ceza Dairesi'nin 03.03.2021 tarih 2021/403 Es. 2021/233 Kr. Sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçu yönünden istinaf başvurusunun reddine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden ise eksik inceleme ile karar verildiğinden bahisle CMK'nin 280/1-f maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir. G) Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden verilen beraat kararına karşı istinaf başvurusunun reddine dair karar aleyhine katılan ... vekilinin itirazı üzerine Diyarbakır BCM 10. Ceza Dairesi'nin 14.04.2021 tarih 2021/12 D.İş sayı ile red kararı verilmiştir. H) Yukarıda belirtilen bozma kararına üzerine kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/59 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada 22.12.2021 tarih 2021/59 Es. 2021/187 Kr. sayılı beraat hükmü kurulmuştur. I) İstinaf incelemesini yapılan Diyarbakır BAM 9. Ceza Dairesi'nin duruşma açmak suretiyle 2022/188 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada 13.09.2023 tarih 2022/188 Es. 2023/801 K. Sayılı karar ile beraate ilişkin ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın TCK'nin 158/1-e, son, 3, 43/1, 62, 52/2 maddeleri uyarınca 8 yıl 10 ay 20 gün hapis ve 1.365, 460- TL APC ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında TCK'nin 58/9 maddesi uyarınca mükekkerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II-YASAL DÜZENLEMELER: Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK'nin 43/1 maddesinde "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yasa gerekçesinden de anlaşılacağı üzere “Müteselsil suç” yerine zincirleme suç kavramı benimsenmiştir. Zincirleme suç hâlinde aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza verilmekte ve fakat cezanın miktarı artırılmaktadır. Ancak, bu durumda cezanın artırım oranları Tasarıya göre yükseltilmiştir. III-UYGULAMA: Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan TCK'nin 158/1-e, son, 3 maddeleri ile uygulama yapılırken zincirleme suç koşullarının oluştuğu düşüncesiyle TCK'nin 43/1 maddesiyle cezasında artırım yapılmıştır. IV-KARŞI OY GEREKÇESİ: Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK'nin 43/1 ve devamı maddelerinde zinciri oluşturan her bir eylem bağımsızlığını korumakta buna karşılık cezalarında birlik sağlanmak suretiyle belirlenen ceza miktarı üzerinden yasada öngörülen oranlarda artırım yapılması öngörülmektedir. Diğer bir deyişle daha önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nin 80. maddesinde fiillerin birliği ilkesi benimsenmiş iken, TCK'nin 43/1 maddesinde cezaların birliği ilkesi benimsenmiştir. TCK'nin 43/1 maddesi ile uygulama yapılabilmesi için bağımsızlığını koruyan her bir fiilin aynı mağdura yönelik olması ve aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda işlenmiş olması gerekir. Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Hilenin kişiyi aldatacak derecede nitelikli olması da şarttır. Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda aynı mağdura (gerçek kişiye, özel veya kamu tüzel kişisine) nitelikli yalan teşkil eden hileli davranışların yönetilmesi ve bundan yarar sağlanması halinde birbirinden bağımsızlığını koruyan ancak TCK'nin 43/1 maddesi kapsamında zincir oluşturan suçlardan bahsedilebilir. Temyiz incelemesine konu kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunun sanığın başka örgüt mensupları tarafından kendisine verilen sınav sorularını ezberleyerek, Jandarma Komutanlığı sözleşmeli subaylık sınavını kazandığı ve bu bağlamda hileli hareketlerle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiştir. Nitelikli yalan oluşturan hileli hareketlerin sınavı kazandığı sırada icra edildiği kuşkusuzdur. Sınavda başarılı sayılıp kamu görevini üstlenmesinden sonraki maaş ve diğer ücret ödemelerinde sanığın başkaca nitelikli yalan teşkil eden eylemleri söz konusu değildir. Başlangıçta sergilediği nitelikli yalan teşkil eden eylemlerle (verilen sınav sorularını ezberleyerek, Jandarma Komutanlığı sözleşmeli subaylık sınavını kazandığı) ve kamu görevine atamasının yapıldığı kuşkusuzdur. Ancak kamu görevinin bu şekilde üstlenmesinden sonraki maaş ve diğer ücret ödemelerini almasında temadi eden yani zamana yayılan bir yaralanma söz konusudur. Bu sebeple TCK'nin 43/1 maddesinde belirtilen şekilde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı nitelikli yalan teşkil eden hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması söz konusu değildir. Bir başka deyişle hileli davranışlar başlangıçta sergilenmiş kamu görevine alınmakla sonuca ulaşmış ancak yararın temini zamana yayılmıştır. Bu sebeple sanığa verilen cezasından TCK'nin 43/1 maddesi uyarınca artırım yapılması hukuka uygun değildir. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken TCK'nin 43/1 maddesinin uygulanmayacağı, hükmün bu yönüyle bozulması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.09.01.2025