İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/4944 Karar: 2026/3343 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/4944 K.2026/3343

11. Ceza Dairesi 2024/4944 E. , 2026/3343 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5102 E., 2024/470 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temy

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/4944 E. , 2026/3343 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5102 E., 2024/470 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temy

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/4944 E. , 2026/3343 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5102 E., 2024/470 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2019 tarihli ve 2018/81 Esas, 2019/114 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında katılan kuruma karşı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 2019/1786 Esas, 2020/1828 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile kamu kurum ve kuruşlarının zararına dolandırıcılık suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158/1-e, 39, 43, 62, 52... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 87.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.09.2023 tarihli ve 2022/... E., 2023/... K. sayılı kararı ile sanık ...'in yüklenen "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun işlenmesine 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca asli fail olarak iştirak ettiği gözetilmeden, yardım eden sıfatıyla katıldığının kabulü ile aynı Kanun'un 39. maddesi uyarınca indirim yapılması," gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.02.2024 tarihli ve 2023/5102 E., 2024/470 K. Sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 37/1. maddesi delaletiyle 158/1-e, 43, 62, 52... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 175.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Hükümden sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.03.2024 tarih ve 25524 sayı ile; "...Sanıkların atılı suçları işlediklerine dair, mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 09.07.2024 tarih ve 2143-9332 Esas ve Karar sayılı kararı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 01.10.2025 tarihli ve 2024/11-483 Esas, 2025/378 Karar sayılı kararı ile "1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.09.2023 tarihli ve ...-... sayılı sanıklar ... ... ... ve ... ... ...'a isnat edilen nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik ile sanıklar ..., ... ... ve ... ...'e isnat edilen resmî belgede sahtecilik suçlarına dair onama; sanık ...'e isnat edilen nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin bozma kararlarının KALDIRILMASINA, 3- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 1786-1828 sayılı sanıklar ..., ... ... ... ve ... ... ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçları ile sanıklar ... ... ve ... ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA," karar verildiği anlaşılmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, bağlayıcı olan 01.10.2025 tarihli ve 2024/11-483 Esas, 2025/378 Karar sayılı kararında belirtilen "Sanıkların tüm aşamalarda isnat edilen suçlamaları kabul etmemeleri, inceleme dışı sanıklar ile tanıkların; talasemi hastası olduklarını, bebekliklerinden itibaren takip ve tedavilerinin yapıldığı ... Hastanesi Çocuk Hematoloji bölümüne on sekiz yaşını doldurduktan sonra kabul edilmemeleri nedeniyle tedavilerinin aksamaması için ilaçlarını ... Hastanesinde dâhiliye doktoru olan sanık ...'e yazdırdıklarını ve ... ... Eczanesi ile ... ... Eczanesinden temin ettiklerini ve ilaçları doktorların belirlediği dozlarda kullandıklarını belirtmeleri, suça konu edilen reçetelerde yazılı ilaçların talasemi hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar olması, 06.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi katılan Kurumca çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre, hematoloji uzmanına ulaşma güçlüğü bulunması ve hastaların tedavilerinin aksamaması nedenleriyle dâhiliye uzmanı doktorlara da talasemili hastalara usulüne uygun düzenlenmiş heyet raporunun varlığı ön koşuluyla reçete düzenleme yetkisinin verilmesi, sanık ...'in bu yetkisini aşması ve düzenlediği reçetelerin tıbben uygunsuz olması eylemlerinin, reçetelerdeki yazı ve imzalara itiraz edilmemesi ve reçeteler üzerinde herhangi bir tağyir veya tahrifatın da bulunmaması nedenleriyle disiplin cezasını gerektirebileceği, reçetelere, beyana göre hastaların kilolarının yazılmasının isnat edilen suçları işleme kastı ile hareket edildiğini ortaya koyan somut delil niteliği taşımadığı da dikkate alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların müsnet suçları işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği," gerekçeye istinaden sanık ... hakkında bozma üzerine verilen mahkumiyet kararı hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Talasemi hastalarının ilaçlarını hematoloji yerine dâhiliye uzmanı olan sanık doktora yazdırması ve bu reçetelerin iki eczaneden karşılanması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılıktan açılan davada, ilk derece mahkemesinin beraat kararı istinafta kaldırılıp mahkûmiyete çevrilmiş, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin asli faillik yönünden bozması üzerine BAM cezayı 5 yıl hapse yükseltmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını inceleyen Ceza Genel Kurulu 01.10.2025 tarihli ve 2024/11-483 E., 2025/378 K. sayılı kararıyla itirazı kabul edip sanıkların beraatleri gerektiği sonucuna varınca, 11. Ceza Dairesi bu bağlayıcı karara dayanarak BAM'ın mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Hukuki İlke: Ceza Genel Kurulunun itiraz üzerine verdiği karar Özel Daire yönünden bağlayıcıdır; ayrıca Sağlık Uygulama Tebliği'nin heyet raporu koşuluyla dâhiliye uzmanına talasemi ilacı reçete etme yetkisi tanıdığı bir düzende, yetki aşımı ve tıbben uygunsuz reçete düzenlemenin reçetelerde tağyir-tahrifat bulunmadıkça ancak disiplin sorumluluğu doğurabileceği, suç kastını gösteren somut delil yoksa in dubio pro reo (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Uygulama Sonucu: BAM 13. Ceza Dairesinin bozma sonrası verdiği mahkûmiyet hükmü, CGK'nın beraat gerektiği yönündeki bağlayıcı kararı karşısında 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuş ve dosya BAM'a gönderilmek üzere tevdi edilmiştir.

Dava Strateji Notu: Sağlık personelinin reçete yetkisini aşması tek başına dolandırıcılık kastını kanıtlamaz; savunmada eylemin disiplin hukuku alanında kaldığını, reçetelerde sahtecilik unsuru (tağyir/tahrifat) bulunmadığını ve tedavi zorunluluğu gibi meşru saikleri vurgulamak beraat kapısını açar. Onama sonrası dahi Başsavcılık itirazı (CMK 308) sonuç doğurabilen etkili bir yol olduğundan müdafiler bu mekanizmayı gündemde tutmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla