İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5269 Karar: 2025/4379 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5269 K.2025/4379

11. Ceza Dairesi 2024/5269 E. , 2025/4379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/8182 Değişik iş SUÇ :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YA

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5269 E. , 2025/4379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/8182 Değişik iş SUÇ :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YA

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5269 E. , 2025/4379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/8182 Değişik iş SUÇ :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve 2023/33284 Soruşturma, 2023/30683 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2023 tarihli ve 2023/8182 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 22.11.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/4598 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96373 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96373 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki vekili tarafından yapılan müracaat sonucu yapılan soruşturmada, müşteki ...'in boşanmış olduğu eski eşi ... ve oğlu ... adına taşınmaz satışı için yetki içeren vekaletname çıkarttığı, şüphelilerin müştekinin hastalığından faydalanarak vekaletnameyi çıkartmayı sağladıkları, söz konusu taşınmazların satışı sonucu elde edilen bedeli şüphelilerin müştekiye vermediklerinin iddia edildiği somut olayda; şüphelilerin müştekinin denetim imkanını ortadan kaldırmaya elverişli bir hile sergilediğine dair dosya kapsamında somut delilin ve iddianın bulunmadığı, şüphelilerin taraf oldukları sözleşme ile yüklendikleri edimi yerine getirme yükümlülüğüne aykırı davranmış olmalarının sözleşmeye aykırılık mahiyetinde olduğu, özel hukuk ilişkisi niteliğinde olan olaya konu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın ise çözümü özel hukuk kurallarına bağlı hukuki ihtilaf mahiyetinde olacağı ve icra daireleri yahut hukuk mahkemeleri nezdinde hallinin gerektiğinden bahisle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikayete konu taşınmazların satışının yapıldığı ilgili tapu müdürlüklerine müzekkere yazılarak satış işleminin kimler tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti, taşınmazları satın alan üçüncü kişilerin bilgi veren sıfatı ile beyanlarının alınması, şüphelilerin banka hesaplarının incelenmesinin ardında, sonucuna göre ilgili şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, müşteki ve şüphelilerin ifadesi dahi alınmdan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ...'in lenfoma kanseri olup uzun süredir kanser ilaçları kullandığının, aynı zamanda ağır diyabet hastalığının da mevcut olduğunun, kullanmış olduğu ilaçlar nedeniyle zaman zaman bilinç kaybı yaşayarak ayırt etme gücünü geçici olarak kaybettiğinin, şikayetçinin eski eşi olan şüphelilerden ... ile şikayetçinin oğlu olan şüpheli ...'in, bu durumdan faydalanmak suretiyle şikayetçiye taşınmaz satışına ilişkin vekaletname çıkarttırdıklarının ve bu vekaletnameye dayanarak, şüphelilerden ...'un 03.11.2022 ve 15.03.2023 tarihlerinde taşınmaz satış işlemi gerçekleştirdiğinin, satış bedellerinin şikayetçi ödenmediğinin, bununla birlikte; şüpheli ...'in satılan taşınmazların yerine başka taşınmazlar alındığını söyleyerek, sahte bir tapu görselini şikayetçi gönderdiğinin iddia olunduğu, 5237 sayılı Kanun'un, 167/1-b maddesi uyarınca, şikayetçinin oğlu olan şüpheli ... yönünden, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçları bakımından şahsi cezasızlık sebebinin mevcut olduğu, şikayetçinin eski eşi olan şüphelilerden ... yönünden, dosyada bulunan nüfus kaydına göre boşanmanın 26.07.2022 tarihinde gerçekleştiği, satış işleminin ise 03.11.2022 ve 15.03.2023 tarihlerinde yapıldığının belirtilmesi karşısında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, sahte olduğu belirtilen tapu senedi aslının bulunup bulunmadığı araştırılarak temin edilmesi durumunda getirtilerek incelenmesi, 3. kişilere satıldığı belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarından ne kadar bedelle kime satıldıkları belirlenerek bu kişilerin beyanlarına başvurulması, satış bedelinin ödenip ödenmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, varsa bu hususa ilişkin belgelerin dosyaya getirtilerek incelenmesi, şikayetçide mevcut hastalıkların işlem yapma iradesini sakatlayacak nitelikte olup olmadığına dair tıbbi rapor alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüpheliler ile müşteki arasında tarafların karşılıklı uygun irade beyanları ile uyumlu, özel hukuk kuralları çerçevesinde düzenlenen bir vekaletname ilişkisinin kurulmuş olduğu, bu vekaletname ilişkisinin kuruluşu sırasında şüpheliler tarafından yukarıda değinilen şekilde yoğun ve ustaca sergilenmiş, müştekinin denetim imkanını ortadan kaldırmaya elverişli bir hile sergilediğine dair dosya kapsamında somut delilin ve iddianın bulunmadığı, şüphelilerin taraf oldukları sözleşme ile yüklendikleri edimi yerine getirme yükümlülüğüne aykırı davranmış olmalarının sözleşmeye aykırılık mahiyetinde olduğu, özel hukuk ilişkisi niteliğinde olan olaya konu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın ise çözümü özel hukuk kurallarına bağlı hukuki ihtilaf mahiyetinde olacağı ve icra daireleri yahut hukuk mahkemeleri nezdinde hallinin gerektiği, dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2023 tarihli ve 2023/8182 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla