İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5304 Karar: 2024/12668 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5304 K.2024/12668

11. Ceza Dairesi 2024/5304 E. , 2024/12668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/140 Esas, 2021/748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 43/1

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5304 E. , 2024/12668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/140 Esas, 2021/748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 43/1

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5304 E. , 2024/12668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/140 Esas, 2021/748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 63. maddesi uyarınca Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2017/506 Esas ve 2018/290 Karar sayılı ilamı ile verilmiş bulunan hapis cezasının mahsubuna ilişkin hükmün, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2021/3515 Esas, 2022/253 Karar sayılı sanık müdafinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddi kararı üzerine 12.07.2021 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.09.2024 tarihli ve 2022/30701 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97849 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97849 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında, inceleme dışı daha önceki 2017 tarihinde askerlik hizmetinden kurtulmak için sahte sağlık kurulu raporunu Küçükçekmece Askerlik Şube Başkanlığına sunarak askerlikten muaf olması eylemi nedeniyle işlediği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 26/09/2017 tarihli eylemi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2017 tarihli ve 2017/9340 esas sayılı iddianameyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarihli ve 2017/506 esas, 2018/290 sayılı kararıyla sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 09/07/2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Sanığın inceleme konusu Askerlik Şube Başkanlığına sunulmak amacıyla Haseki Hastanesi Patolojik Anatomi Laboratuvarı adına 11/02/2016 tarihli ve 0096220 sayılı sahte raporu 14/02/2018 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi Sağlık Kuruluna sunması eylemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2019 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2021 tarihli ve 2019/140 esas, 2021/748 sayılı kararıyla, yargılama konusu olan 14/02/2018 tarihli suçun daha önce sanık hakkında kesinleşmiş olan Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/506 esas sayılı davasındaki 2017 tarihli suçla zincirleme suç oluşturduğu belirtilerek, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 43 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve sanık hakkında Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarihli ve 2017/506 esas, 2018/290 sayılı kararı ile hükmolunan cezanın sanığın cezasından mahsubuna karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/06/2020 tarihli ve 2018/19-142 esas, 2020/329 karar sayılı ilâmında, "Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan mahsubuna karar verilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.", şeklinde, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25/06/2020 tarihli ve 2018/2760 esas, 2020/3515 karar sayılı ilâmında, "...zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulduktan sonra belirlenen ceza kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla ise kesinleşen hükümdeki cezaların mahsubu ile netice cezayı belirlemeli, aksi halde ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği... " şeklinde ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 18/10/2018 tarihli ve 2014/11502 esas, 2018/4696 karar sayılı ilâmında, "...mahkemece nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilip sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilen eylemlerin sübutu halinde zimmet suçu olarak kabul edilip mahkumiyet kararı verilen eylemin de teselsülü niteliğinde zincirleme biçimde nitelikli kullanma zimmeti suçunu oluşturabileceği, ancak bu eylemlere ilişkin yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sebebiyle hükmün henüz hukuken varlık kazanmamış olması karşısında, temyize konu davanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olan kararlara ilişkin dava ile bu aşamada birleştirilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu cezanın bu aşamada zimmet suçundan kurulan cezanın teselsülü niteliğinde kabul edilmesine imkan bulunmaması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 17/01/2017 gün ve 2013/5-438; 2017/16 sayılı kararında da işaret edildiği üzere açıklanması geri bırakılan hükmün ileride açıklanarak hukuken varlık kazanması halinde, davalara konu eylemler arasında zincirleme suç hükümleri bakımından mahkemece değerlendirme yapılması olanaklı kabul edilmiş... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, açıklanması geri bırakılan hükmün ileride açıklanarak hukuken varlık kazanması halinde kamu davalarına konu eylemler arasında zincirleme suç hükümleri bakımından mahkemece değerlendirme yapılacağı, aksi halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının zincirleme suç hükümleri bakımından mahsuba konu olmayacağı açıklamaları karşısında, 1-Yargılamaya konu somut olayda, anılan Mahkemesince sanığın aynı suçtan daha evvel Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarihli ve 2017/506 esas, 2018/290 sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahsup edilerek cezalandırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Sanığın inceleme dışı daha önceki 2017 tarihinde askerlik hizmetinden kurtulmak için sahte sağlık kurulu raporunu Küçükçekmece Askerlik Şube Başkanlığına sunarak askerlikten muaf olması eylemi nedeniyle işlediği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 26/09/2017 tarihli eylemi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2017 tarihli ve 2017/9340 esas sayılı iddianameyle kamu davası açıldığı, Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2021 tarihli ve 2019/140 esas dosyasında ise sanığın Askerlik Şube Başkanlığına sunulması amacıyla Haseki Hastanesi Patolojik Anatomi Laboratuvarı adına 11/02/2016 tarihli ve 0096220 sayılı sahte raporu 14/02/2018 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi Sağlık Kuruluna sunması eylemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2019 tarihli iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, Resmi belgede sahtecilik suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğu, birinci seçimlik hareketin, resmi belgeyi sahte olarak düzenleme olduğu, bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretildiği, ikinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek olduğu bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapıldığı, üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmak olduğu, kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir öneminin olmadığı gibi mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebileceği açıklamaları karşısında, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2019 tarihli iddianamesinde eylemin sanığın Askerlik Şube Başkanlığına sunulması amacıyla Haseki Hastanesi Patolojik Anatomi Laboratuvarı adına 11/02/2016 tarihli ve 0096220 sayılı sahte raporu 14/02/2018 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi Sağlık Kuruluna sunması olarak belirtildiği, iddianamede sahte olduğu belirtilen 11/02/2016 tarihli ve 0096220 sayılı raporun suret olduğunun belirtildiği, bu haliyle sanığın eyleminin resmi belgeyi kullanma olarak kabulü gerekeceği ve suç tarihinin Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi Sağlık Kuruluna sunma tarihi olan 14/02/2018 tarihi olacağı cihetle, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce olmayacağı ve hukuki kesinti oluşacağı, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmediği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 1-Mahkemesince sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesini müteakip, sanığın aynı suçtan Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarihli ve 2017/506 esas, 2018/290 sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahsup edilmesini takiben, sanığın sonuç cezasının belirlenmemesinde, 2-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 02/03/2021 tarihli ve 2017/31807 esas, 2021/2272 karar sayılı ilâmında yer alan "...Sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, yapılan sahtecilikte aldatma kabiliyetinin bulunmasının zorunlu olduğu, aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının da belge aslı üzerinde hakim tarafından yapılacak bir incelemeyle belirleneceği, buna göre; suça konu.... adına düzenlenmiş kimlik aslının ele geçirilememesi nedeniyle fotokopiden ibaret olan kimliğin hukuki sonuç doğurmayacağının anlaşılması karşısında resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı..BOZULMASINA.." şeklindeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, sanığın Askerlik Şube Başkanlığına sunulmak amacıyla Haseki Hastanesi Patolojik Anatomi Laboratuvarı adına 11/02/2016 tarihli ve 0096220 sayılı sahte raporu 14/02/2018 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi Sağlık Kuruluna sunması eylemi nedeniyle hakkında kamu davası açıldığı, 11/02/2016 tarihli belge aslının ele geçirilemediği, onaysız fotokopisinin dosya arasında bulunduğu, aslı ele geçirilemeyen fotokopi belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı anlaşılmakla; bu halde sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları oluşmadığından bahisle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. 5237 sayılı Kanun'un resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 204/1. maddesinde; "Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2008 tarihli ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere, ceza yargılamasının amacı somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup, bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliğinden getirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin aldatma kabiliyetini denetlemek durumundadırlar. Aldatma kabiliyetinin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında da, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı, aslı ele geçmeyen belgelerin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği ve fiili iğfalin de aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edilmektedir. 4. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın, Avcılar Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından yükümlü olarak sevkedildiği Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sunduğu ve Hastanenin 14.01.2019 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen Haseki Hastanesi Patolojik Anatomi Laboratuvarı tarafından düzenlenmiş gibi görünen 11.02.2016 tarihli ve Bil./prot. No: 20964/Y4798 sayılı raporun, onaysız fotokopi niteliğinde olduğu ve aslı ele geçirilemeyen fotokopi belgeler hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığından, aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği cihetle, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla, ihbarnamenin "kabule göre" bölümünün (2) numaralı bendinde yer alan kanun yararına bozma düşüncesi yerinde görülmüştür. 5. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu gerekçeyle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiş, kararın niteliğine göre ihbarnamede yer alan diğer hususlar yönünden herhangi bir karar verilmemiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/140 Esas, 2021/748 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a. maddesi uyarınca BERAATİNE, cezanın çektirilmemesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla