Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5311 E. , 2024/13288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/285 E., 2024/24 K. Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2023/285 Esas, 2024/24 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çal
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5311 E. , 2024/13288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/285 E., 2024/24 K. Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2023/285 Esas, 2024/24 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/15579 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97855 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97855 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/02/2021 tarihli ve 2020/9634 esas, 2021/3097 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanığın, 30.02.2019 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, aynı celse mahkumiyetine karar verilerek, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre ve imkan verilmeden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeni ile anılan hususa yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan kabulü..5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (Mülga ibare :02/07/2012-6352 S.K./84.md.) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir...(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Sanığın 26/11/2023 tarihli yakalama yolu ile alınan savunmasında oluşan zararı gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l maddesi uyarınca sanığın 4 yıl 6 ay hapis ve 1800 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmesini takiben, hapis cezasıyla birlikte verilen adli para cezasının anılan Kanun'un 52/2. maddesi gereğince para cezasına çevrildikten sonra sanığın neticeten 4 yıl 6 ay hapis ve 36.000,00 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken "4 yıl hapis ve 36.000,00 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına" karar verilerek eksik ceza tayin edilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hakkında yakalama emri çıkarılan sanığın 26.11.2023 tarihinde alınan savunmasında, "...imkanlarım dahilinde karşı tarafın zararlarını gidermek isterim..." şeklinde beyanda bulunması üzerine, Mahkemece; "...duruşma tarihi olan 23.01.2024 tarihine kadar şikayetçinin zararını karşılayabileceği ya da Mahkeme veznesine depo edebileceği..." yönünde meşruhatlı tebligat çıkartıldığının ve bu tebligatın 26.12.2023 tarihinde sanığa bizzat tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödeme bulunulmadığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97855 sayılı Tebliğnamesinde yer alan "...sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının gerektiği..." şeklindeki düşünce yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin (1) numaralı düşünce yönünden reddine karar vermek gerekmiş; sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan teşdiden 4 yıl 6 ay hapis ve 1.800 gün karşılığı 36.000 TL adli para cezasına hükmolunması ve TCK'nın 62. maddesinin de uygulanmamasına rağmen, "sanığın neticeten 4 yıl hapis 36.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" denilmek suretiyle hüküm kurularak hapis cezası yönünden eksik ceza tayin edilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebindeki (2) numaralı düşünce yerinde görülmüş, bununla birlikte; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.12.2022 tarihli ve 2018/14-129 Esas, 2022/781 Karar sayılı ilamında yer alan; "...Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 21.11.2006 tarih ve 215-259 sayılı, 02.02.2010 tarih ve 236-12 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulması, sanık aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Yargıtay, bu durumda hukuka aykırılığa işaret edip aleyhe sonuç doğurmamak üzere hükmü kanun yararına bozmakla yetinmelidir..." şeklindeki açıklamalar ışığında, sanık hakkında kurulan hükmün aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (2) numaralı düşünce yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2023/285 Esas, 2024/24 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere, KANUN YARARINA BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.