Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5408 E. , 2025/5389 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3671 Değişik İş SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCE
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5408 E. , 2025/5389 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3671 Değişik İş SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2024 tarihli ve 2024/10192 Soruşturma, 2024/11712 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.04.2024 tarihli ve 2024/3671 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.04.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 02.09.2024 tarihli ve 2024/16179 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98208 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98208 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar ile; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/12/2018 tarihli ve 2017/36998 esas, 2018/89445 karar sayılı ilâmında yer alan, " ...Sanığın, daha önceden tanıdığı olan katılanlar ile farklı tarihlerde görüşerek, bankada bir tanıdığı olduğunu, bu kişiden aldığı tüyolar ile borsada çok para kazandığını, kendisine para vermeleri halinde katılanlarında yüksek kazanç sağlayabileceğini söyleyerek katılanların inanmasını sağladığı, ayrıca bir kısım katılana ise önce kar payı adı altında cüzi ödemelerde bulunarak, bu katılanların kendisine daha fazla para vermelerini sağladığı, bu kapsamda farklı tarihler de parça parça olmak üzere katılan ...'dan toplam 68.000 TL, katılan ... 'dan toplam 15.000 TL, katılan ...’tan toplam 48,000 TL, katılan ...’den toplam 6,500 TL, katılan ...’den toplam 35.000 TL, katılan ... ...’den ise tek seferde 1.500 TL aldığı, ancak daha sonra kendisinin de bankadaki arkadaşı tarafından dolandırıldığını belirterek katılanlardan aldığı parayı geri vermediği, bu surette sanığın hileli eylemlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle her bir katılana yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediği ... " şeklinde belirtildiği üzere, Dosya kapsamına göre, müştekilerin doktor olarak görev yaptığı, aynı hastanede doktor olan ... vasıtasıyla şüpheli ile tanıştıkları, şüphelinin borsayla uğraştığı, borsa vasıtasıyla yatırımlar yaptığını söyleyerek müştekilerden farklı tarihlerde farklı miktarlarda para aldığı, ilk aşamada müştekilerden aldığı paraları geri iade ederek ... tazelediği, ancak sonrasında şüphelinin aldığı paraları müştekilere iade etmediği şeklinde gerçekleştiği iddia edilen somut olay nedeniyle başlatılan soruşturma sonunda, şüphelinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; tanık araştırması yapılmadığı, banka aracılığı ile gerçekleşen söz konusu para gönderme işlemlerinin akıbetinin sorulmadığı, olayın başından beri şüphelinin dolandırma kastı ile hareket edip etmediğinin araştırılmadığı, şüphelinin aynı ya da başka bir şekilde başkalarına karşı da benzer eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair soruşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının sorulmadığı, bu suretle tanık ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçilerin, kendileri ile aynı hastanede doktor olarak görev yapan ... aracılığıyla şüpheliyle tanıştıklarının, şüphelinin de doktor olup aynı zamanda borsayla ilgilendiğini, yatırım şirketlerinde çalıştığını, bu şekilde yüklü miktarda gelir elde ettiğini, kendilerine de para kazandırabileceğini söylediğinin, kız arkadaşı olan ...'nin de bu beyanları doğruladığının, şüphelinin sözlerine inanan ve başlangıçta verdikleri küçük meblağları geri alan şikâyetçilerin, devamında farklı tarihlerde şüpheliye yüklü miktarlarda para gönderdiklerinin, ancak kendilerini çeşitli bahanelerle oyalayan şüphelinin paranın büyük bölümünü iade etmeyerek şikâyetçileri dolandırdığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; ...'nin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 2024/3235 Soruşturma, 2024/2733 Karar sayılı soruşturma dosyasının celp edilerek incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şüpheliye ait tüm banka, kredi kurumu ve yatırım şirketlerinde bulunan hesapların suç tarihlerini de kapsayacak şekilde, hesap hareketlerinin temin edilmesi ile şikâyetçiler ve şüpheli tarafından dosyaya sunulan belgeler de birlikte değerlendirilerek şikâyetçiler tarafından şüpheliye banka aracılığıyla gönderilen paranın yatırım hesaplarına yönlendirilip yönlendirilmediğinin, şikâyetçilere yapılan ödemeler ve gönderilen para miktarı arasında fark olup olmadığının bilirkişi incelemesi aracılığıyla belirlenmesi, şüpheli hakkında benzer şekilde başkaca soruşturmalar bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra, başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediği de ortaya konularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "...müştekilerin alınan beyanlarında şüphelinin yönlendirmesi neticesinde borsa üzerinden kazanç elde ettiklerine ve bu kazançların bir kısmının sorunsuz bir şekilde şüpheli tarafından banka hesaplarına gönderildiğine ilişkin beyanda bulundukları, şüpheli Görkem'in de alınan ifadesinde müştekilerin rızaen gönderdikleri paraları borsa üzerinden müştekiler namına kullanarak değerlendirdiğini ve müştekilerin gönderdiği paraların tamamını elde edilen kazanç ile birlikte kendilerine iade ettiğini beyanla üzerine atılı suçu kabul etmediği, bu şekilde suç teşkil edebilecek kasıtlı bir eylemden kaynaklanmadıkça sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin ifası sırasında yaşanan ihtilafların hukuki bir ihtilaf mahiyetinde olduğu, iddiaların ancak hukuki ihtilaf konusu olabileceği, ayrıca şüphelinin dosyaya sunduğu dekontlardan müştekilere çok kez farklı tutarlarda para gönderdiğinin tespit edildiği göz önünde bulundurularak somut olayda şüphelinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.04.2024 tarihli ve 2024/3671 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.