Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5614 E. , 2025/16 K. "İçtihat Metni" MAHKEMELERİ : Bakırköy 6. ve 11. Ağır Ceza Mahkemeleri SAYILARI : 2014/45 E., 2014/398 K. ve 2013/275 E., 2015/41 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik KARARLAR : Mahkumiyet, hükmün a
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5614 E. , 2025/16 K. "İçtihat Metni" MAHKEMELERİ : Bakırköy 6. ve 11. Ağır Ceza Mahkemeleri SAYILARI : 2014/45 E., 2014/398 K. ve 2013/275 E., 2015/41 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik KARARLAR : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/45 Esas, 2014/398 Karar sayılı ve Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2015 tarihli ve 2013/275 Esas, 2015/41 Karar sayılı dosyaları kapsamında temyiz edilmeksizin kesinleşen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.11.2022 tarihli ve 2022/18853 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/153731 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/153731 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207/1, 43/1, 157/1, 62 (iki kez) ve 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis, 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, dolandırıcılık suçu yönünden verilen hapis cezasının anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, özel belgede sahtecilik suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/09/2014 tarihli ve 2014/45 esas, 2014/398 sayılı kararı ile, Aynı sanığın özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün (üç kez) hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/02/2015 tarihli ve 2013/275 esas, 2015/41 sayılı kararını kapsayan dosyalar incelendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek, Hâkim veya mahkemelerce verilen karar veya hükümlerle ilgili olarak, eksik inceleme, delillerin değerlendirilmesi ve mahkemenin takdirine ilişkin hususların kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, Sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık açılan 2014/45 esas sayılı dosyasında, müşteki Ahmet Demiroluk'a ait nüfus cüzdanı fotokopisini kullanmak suretiyle onun bilgisi dışında 0212 509 88 80 numaralı telefon hattına ait Türk Telekom ADSL abonelik sözleşmesini 01/12/2009 tarihinde düzenlemesi şeklindeki eylemi nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10/01/2014 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Sanık hakkında yine aynı suçtan açılan ve 2013/275 esas sayılı dosyasında ise sanığın, yine aynı müştekiye ait nüfus cüzdanı fotokopisini kullanmak suretiyle onun bilgisi dışında 0532 660 52 07, 0544 250 01 01 ve 0212 509 77 70 numaralı hatlara ait Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom abonelik sözleşmesini 16/03/2006, 24/12/2010 ve 14/07/2009 tarihlerinde düzenlemesi şeklindeki eylemi nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06/08/2013 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda suça konu müştekinin rızası ve bilgisi dışında çıkarılan 0212 509 88 80, 0532 660 52 07, 0544 250 01 01 ve 0212 509 77 70 numaralı hatlara ait abonelik sözleşmelerinin farklı tarihlerde düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, bu abonelik sözleşmeleri açısından zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerekirken, her bir sözleşme tanziminin ayrı eylem kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 1) Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04/07/2019 tarihli ve 2019/4062 esas, 2019/5929 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın müşteki adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında GSM ve ADSL abonelik sözleşmeleri düzenlettirmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın üzerine atılı eylemin, suç ve karar tarihinden önce 10/11/2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63/10. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 56/4. maddesinde yer alan "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz.'' şeklindeki düzenlemeler karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56/4 ve 56/5. maddelerinde düzenlenen suça vücut verdiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, 2) Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2017/29938 esas, 2020/12446 karar sayılı ilâmında, "...Sanığın aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak telefon hattı aboneliğini yaptığı anlaşılmakla, kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünün maddi varlığı sayılan sahte nüfus cüzdanının araç olarak kullanılması nedeniyle eylemin TCK'nın 158/1-d maddesi kapsamında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,.. ..Kanuna aykırı olup, ..hükmün BOZULMASINA,.." şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda; sanığın müştekinin kimlik bilgilerini kullanarak 0212 509 88 80 numaralı hatta ait Türk Telekom abonelik sözleşmesi düzenlemesine ilişkin eyleminin anılan Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 158/1-d maddesinde düzenlenen “nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İnceleme konusu dava dosyaları değerlendirildiğinde; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2014 tarihli ve 2014/1628 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın, katılana ait aslı ele geçmeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak, 01.12.2009 tarihinde Türk Telekom'a müracaat etmek suretiyle sahte abonelik sözleşmesi düzenlettirdiğinden bahisle açılan kamu davası sonucu yapılan yargılamada, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/45 Esas, 2014/398 Karar sayılı kararı ile, özel belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, dolandırıcılık suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.08.2013 tarihli ve 2013/32327 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın aynı nüfus cüzdanını kullanarak, Turkcell, Vodofone ve Türk Telekom'a (14.07.2009) müracaat etmek suretiyle sahte abonelik sözleşmeleri düzenlettirdiğinden bahisle açılan kamu davası sonucu yapılan yargılamada, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2015 tarihli ve 2013/275 Esas, 2015/41 Karar sayılı kararı ile, özel belgede sahtecilik suçundan (3 kez) 1 yıl 15 gün hapis cezası ve nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesi uyarınca (3 kez) ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede; A. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/45 Esas, 2014/398 Karar sayılı kararı yönünden; 1. Özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine, 2. Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin; sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, B. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2015 tarihli ve 2013/275 Esas, 2015/41 Karar sayılı kararı yönünden; 1. Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin; sanığın, katılan adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında abonelik sözleşmeleri düzenlettirmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın eyleminin suç ve hüküm tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması, 2. Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin; Turkcell ve Türk Telekom'a yönelik kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, her bir kurum yönünden tek bir abonelik sözleşmesine ilişkin kamu davası açılmasına rağmen, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, bununla birlikte; sanığın Türk Telekom'a yönelik eyleminin, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/45 Esas sayılı dosyasındaki eylemi ile zincirleme biçimde işlendiği ve dava dosyalarının birleştirilerek karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hususları Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin yukarıda belirtilen gerekçelerle KABULÜNE, 2. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarihli ve 2014/45 Esas, 2014/398 Karar sayılı ve Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2015 tarihli ve 2013/275 Esas, 2015/41 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, ceza miktarları itibarıyla aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2025 tarihinde karar verildi.