Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/6154 E. , 2025/14876 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4626 E., 2024/4248 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, boz
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/6154 E. , 2025/14876 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4626 E., 2024/4248 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2022/19 esas, 2022/225 karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılanlar ... ve ...'ye yönelik değişen vasıfla kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 62,52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve taksitlendirmeye,sanık hakkında katılan ...'ye yönelik değişen vasıfla kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 62,52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 06.03.2023 tarihli 2022/2685 esas, 2023/1046 karar sayılı kararı ile; "Yapılan yargılama, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belge ve deliller, mahkemede oluşan kanaat ve takdire ilişkin gerekçe, istinaf dilekçesi kapsamı ve incelenen dosya içeriğine göre;Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Sanığın, katılanlardan yalan ve hile ile almış olduğu senetlerin vadelerinin dolması ve borcun ödenmemesi nedeniyle icraya koyduğu, katılanlar hakkında yapılan icra takibinin süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, ancak yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun tamamlanıp tamamlanmadığının tespiti açısından kesinleşen icra takipleri neticesinde katılanların menkul ve gayrimenkulleri üzerine haciz konulup konulmadığının icra dosyalarının ilgili icra müdürlüklerinden istenip getirtilerek yapılan inceleme sonucunda katılanların menkul ve gayrimenkullerine henüz haciz yapılmamış ise suçun teşebbüs aşamasında kalacağı, takip sonucunda haciz yapılmış ise suçun tamamlanacağı hususunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı, Sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan" gerekçesiyle hükmün 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. 3.Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli ve 2023/316 esas, 2023/378 karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılanlar ... ve ...'ye yönelik değişen vasıfla kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 62,52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve taksitlendirmeye,sanık hakkında katılan ...'ye yönelik değişen vasıfla kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 62,52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir. 4. Bahsedilen kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 26.09.2024 tarihli ve 2023/4626 esas, 2024/4248 karar sayılı kararı ile ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlemediğine, senetlerin sahte olmadığına, katılanların aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduklarına, 6763 sayılı yasa değişikliği öncesi suç tarihine göre lehe hükümlerin uygulanmadığına, vs mahkumiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun’un 280/1-e ve f bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, sanık hakkında Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2022/19 esas, 2022/225 karar sayılı mahkûmiyet kararlarının sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesine yollamada bulunularak duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükümlerinin eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verildiği, oysa ki anılan fıkranın (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280/1-e ve f bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açarak karar vermek yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırı şekilde 06.03.2023 tarihli bozma kararının verildiği ve anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden 21.09.2023 tarihli hükümlerin kurulduğu, bu kararın yeniden sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan ret kararı verildiği, ancak açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince usulüne uygun olarak duruşma açılıp, ilk hükmün niteliği değiştirilerek karar verildiğinde temyiz kanun yoluna tabi olan bir hükme yönelik, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda izah edilen uygulaması ile temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olan tarafların temyiz haklarını kullanmalarının önüne geçilmesi, ayrıca uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında, Somut olayda; ilk derece mahkemesinin 13.05.2022 tarihli kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi, bu hukuka aykırılığın kanun yollarına başvurma yönünden davanın esasına etki etmesi karşısında, yargılamaya devam edilerek 26.09.2024 tarihli esastan ret kararının verilmesi, 2.Didim(Yenihisar) İcra Müdürlüğünün 2016/156 esas ve 2016/130 esas sayılı icra dosyalarının tamamının dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; icra dosyalarının onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi ve katılanlar aleyhine tatbik olunan haciz işlemi neticesinde satış işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve sanığın haksız menfaat temin edip etmediği hususlarının araştırılması, senet keşidecisinden para tahsili yapılması halinde suçun tamamlanmış, para tahsil edilmemesi halinde de teşebbüs aşamasında kalacağı gözetilerek sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılması, sonucuna göre dosyadaki deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3.Temyiz incelemesine konu dosya kapsamında, sanığın eylemi ile ilgisi olmayan katılanlar ... ve ...'ye yönelik eylemine ilişkin "...Müştekilere Adalet Bakanlığında tanıdıkları olduğunu, müşteki ....'un kızı olan ...'ü cezaevinden tahliye ettirebileceğini söyleyerek, müştekilerden 02/08/2021, 13/08/2021, 16/08/2021 tarihlerinde toplamda 479.000 TL para aldığı, son olarak 31/08/2021 tarihinde de istediği 170.000 TL'yi almak için müşteki ... ile buluştuğu sırada suç üstü yakalanması... mahkemece "üç veya daha fazla kişinin fikir ve eylem birliği içinde Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçunun sanıklar tarafından işlendiğine yönelik kabulün yerinde olduğu..." şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle CMK'nın 230.maddesine aykırı davranılması, 4.Sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı yasanın 14. maddesi ile değişik (5237 sayılı Kanun) 158/1-d maddesi uyarınca fazla ceza tayin edilmesi, 5.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeden, sanık hakkında kurulan hükümlerde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun/kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.