İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/6744 Karar: 2025/10973 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/6744 K.2025/10973

11. Ceza Dairesi 2024/6744 E. , 2025/10973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3966 E., 2024/3472 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Esastan ret, bozma EK KARAR : Temyiz isteminin kabul

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/6744 E. , 2025/10973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3966 E., 2024/3472 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Esastan ret, bozma EK KARAR : Temyiz isteminin kabul

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/6744 E. , 2025/10973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3966 E., 2024/3472 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Esastan ret, bozma EK KARAR : Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, ek kararın onanması Yapılan ön inceleme neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıdaki tarih ve sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü: A. Sanık müdafiinin “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen hükme yönelik temyizinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesinde ''Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.'' hükmüne yer verildiği, dolayısıyla sanık hakkında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.07.2024 tarihli 2024/3966 Esas ve 2024/3472 Karar sayılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin bozma kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 284/1 ve 286/1. maddeleri uyarınca kesin nitelikte olup, temyizi mümkün olmadığından; sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, Daire Başkanı Sayın ... ve Yargıtay Üyesi Sayın ...'ın karşı oyları ile oy çokluğuyla REDDİNE, B. Sanık müdafiinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen hükme yönelik temyizinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesinde belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296/1. maddesinin ilgili bölümünde yer alan; “ … temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş … ise hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.09.2024 tarihli ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1.maddesi uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2025 tarihinde karar verildi. Başkan MUHALEFET ŞERHİ Dairemizin 2024/6744 Esas sayılı iş bu dosyasında aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak, usul ve yasaya aykırı bir şekilde verdiği bozma kararının hukuki değerden yoksun olması nedeniyle bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun hükmün temyizi kabil olmadığı yönündeki görüşüne katılmıyoruz. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin temyize konu dava dosyasında sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü aşağıdaki gerekçe ile bozmuştur. “… Mahkemece "Yargıtay 15. Ceza Dairesinin (Kapatılan) 2017/123 79... /494 karar sayılı bozma ilamında (alacaklı tarafa söz konusu bedelin ödenmemesi maksadıyla ihtiyati tedbir kararı alındığının anlaşılması karşısında; eylemin tamamlanmış sayılacağı gözardı edilerek teşebbüs aşamasında kaldığı düşünülüp TCK 35. madde hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini) belirtildiği üzere sanık ihtiyati tedbir kararı aldırarak alacağını teminat altına alındığından dolayı suçun teşebbüs aşamasında değerlendirilemeyeceği" belirtilerek sanık hakkında teşebbüs hükümleri uygulanmamış ise de; atıf yapılan karara konu olayda, icra dosyasına borcun tamamının ödendiği ihtiyati tedbir kararının, tahsil edilen bu bedelin alacaklıya ödenmemesi hususunda olduğu, dosyamıza konu olayda sanığın vekili aracılığıyla başlattığı icra takibinde haciz istenilen taşınmazın katılan adına tescilli olmadığının anlaşılması üzerine haczin tatbik edilemediği, sanığın bu kez vekili aracılığıyla taşınmazın devrine yönelik tasarrufun iptali davası açarak bu davada yeni devirlerin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı aldırdığı anlaşılmakla; İzmir 9. İcra Dairesine yazı yazılarak 2019/4011 esas sayılı dosyada ... ve ... Bankası nezdindeki borçlu hesaplarına haciz konulmasına yönelik alacaklı vekilinin talebinin kabul edilip edilmediği, kabul edilmişse ilgili bankadaki hesaplara haciz konulup konulmadığı, ...'na yazılan 27/03/2019 tarihli banka haciz yazısı üzerine, borçlunun anılan bankadaki hesaplarına haciz konulup konulmadığının sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı görülmekle, kanuna aykırı ve bu itibarla istinaf talebi yerinde olduğundan CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince kararın bozulmasına…” Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri; 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak bozma sebebinin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma işlemlerinin usulünün uygun yapılmadığının anlaşılması, 3. Ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hallerinde hükmün bozulmasına karar verebilecektir. Yukarıda sayılan haller dışında, Bölge Adliye Mahkemelerince, ilk derece mahkemelerinin verdiği hükümler ile ilgili olarak yasal olarak bozma kararı verme imkânı bulunmamaktadır. Yasanın açık hükmüne rağmen Bölge Adliye Mahkemeleri usul ve yasaya aykırı bir şekilde bozma kararı vermeleri halinde durum ne olacaktır. Bu husus, Anayasa Mahkemesi, 2023/33667 sayılı ... başvurusu üzerine verdiği 9.1.2025 tarihli kararı ile Ceza Genel Kurulunun 30.04.20 25... /6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı ilamlarında ayrıntılı bir şekilde tartışılmıştır. Ayrıntıları yukarıdaki kararlarda açıklandığı üzere, yasanın bahşetmediği bir yetkiye kullanarak verilen bu tür usulsüz kararların “adil yargılanma hakkının ihlali” ve “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmalarına" karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, Bölge Adliye Mahkemesinin nitelikli dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak usul ve yasaya aykırı bir şekilde verdiği bozma kararının hukuki değerden yoksun olması nedeniyle bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 09.09.2025

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümler İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmiş; nitelikli dolandırıcılık hükmü, sanığın icra takibi ve tasarrufun iptali davasındaki ihtiyati tedbir sürecine ilişkin eksik araştırma gerekçesiyle bozulmuş, sahtecilik yönünden ise temyiz istemi ek kararla reddedilmiştir. Sanık müdafii her iki karara karşı temyize gelmiştir.

Hukuki İlke: CMK 286/1 uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin yalnızca bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir; istinafın verdiği bozma kararları CMK 284/1 ve 286/1 gereği kesindir. Muhalefet şerhi ise istinafın bozma yetkisinin CMK 280/1'in (e) ve (f) bentlerinde tahdidi sayıldığını, bu sınır aşılarak verilen bozmaların adil yargılanma hakkını ihlal edip hükümsüz sayılması gerektiğini savunmuştur.

Uygulama Sonucu: Nitelikli dolandırıcılık yönünden temyiz istemi, istinaf bozma kararının kesin olması nedeniyle iki üyenin karşı oyuyla ve oy çokluğuyla reddedilmiş; resmi belgede sahtecilik yönünden ise beş yıl altı ceza kuralı gereği temyiz istemi oy birliğiyle reddedilip ek karar onanmıştır.

Dava Strateji Notu: İstinafın bozma kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır; müdafi bozma sonrası yeniden görülecek yargılamada savunmasını kurmalıdır. Ancak bu karardaki muhalefet şerhi, istinafın CMK 280/1'deki tahdidi bozma sebepleri dışında verdiği bozmaların hükümsüzlüğü tartışmasını görünür kılmaktadır; benzer usulsüz bozmalarla karşılaşan avukat için bu şerh, bireysel başvuru ve itiraz dilekçelerinde işlenebilecek güçlü bir argüman deposudur.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla