Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/1350 E. , 2025/13728 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5755 Değişik İş SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket edenkişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/1350 E. , 2025/13728 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5755 Değişik İş SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket edenkişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.08.2022 tarihli ve 2022/76699 Soruşturma, 2022/49394 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2022 tarihli ve 2022/5755 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.11.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.02.2025 tarihli ve 2024/17566 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2025 tarihli ve KYB-2025/27930 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.03.2025 tarihli ve KYB-2025/27930 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki şirket .... vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; Hollanda'da kurulu olan müşteki şirketin uluslararası alanda plastik işleme ve baskı makineleri üretip sattığını, 2018 yılında ... Makine isimli şirketin sahibi ve yöneticisi olan şüpheli ... ile müşteki şirketin Türkiye'deki iş süreçlerinin yönetimine ilişkin yerel ortaklık kurduğunu, 2019 yılında şüpheli ...'un ödemeleri yapılan makineyi müşteki şirketin Kanada'da bulunan bir şirkete satmış olduğu şirkete göndermeyerek asistanı olan şüpheli ... aracılığıyla Cezayir'de başka bir şirkete sattığını, bunun karşılığında müşteki şirketten ödeme aldığını ancak ürünü teslim etmediğini, şüpheli ...'a bu durum sorulduğunda müşteki şirketin kendisine borçlu olduğunu ileri sürdüğünü, bu şekilde şüphelinin kasti olarak sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müşteki şirketin hem global itibarını hem de Türkiye'deki şirketlerinin itibarını zedelediğini, şüphelinin bu şekilde aynı malı birden fazla kişiye satarak ve malın bedelini tam olarak tahsil ederek dolandırıcılık suçunu işlediğini beyan ederek şikayetçi olması üzerine yürütülen soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 24/08/2022 tarihli kararı ile, müştekinin şüpheliden alacağını hukuk mahkemelerinde açacağı davalar ile yapacağı icra takipleri ile tazmin etmesinin mümkün olduğu, anılan olayın bu hali ile aralarındaki sözleşmeye uymamak halinde bir hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Müşteki şirket vekilinin dilekçelerinde ismi belirtilen ... ve ... isimli şahısların açık adres ve kimlik bilgilerinin tespit edilerek beyanlarına başvurulması ve belirtilen makineye ait satışın tespiti hususunda şüphelilerin banka hesaplarının tespit edilerek hesap dökümlerinin getirtilmesi ve incelenmesi ile bildirilen tanıkların beyanlarına başvurulması, olaya konu makinenin satışına ilişkin ilgili gümrük müdürlüğünden belgelerin temin edilmesi, müşteki şirket vekilinin dilekçelerinde belirttiği diğer talepler ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi Holding ...'nin, Hollanda merkezli uluslararası alanda plastik işleme ve baskı makinelerinin üretim ve satışı işi ile uğraşan bir şirket olduğunun, 2018 yılında Türkiye'de şüphelilerden ... ile makinelerin üretimi alanında yerel ortaklık kurulduğunun, bir süre sonra şüphelinin yükümlüklerini yerine getirmemeye başladığının ve kendi şirketi olan ... Makine İmalat Plastik İç ve Dış Ticaret lehine, şikâyet şirketlerin aleyhine davranışlarda bulunduğunun, üretimi şüpheli tarafından gerçekleştirilecek olup, şikâyetçi şirket tarafından Kanada'da faaliyet gösteren ....'a satışı yapılan termoform makinesi ile ilgili olarak tüm ödemeler yapıldığı halde, makinenin bilgi ve rızaları dışında Cezayir'de bulunan .... Şirketi'ne satıldığının, satış tarihi sonrasında dahi bu bilgi verilmeksizin şikâyetçilerden aynı makineye yönelik olarak ödeme talep edildiğinin, bu makinenin ithalatı sırasında sorun çıkmaması için de makinenin kodları değiştirilerek gümrük belgelerinde sahtecilik yapıldığının, şüpheli ...'un yetkilisi olduğu Türkiye'deki ....Şirketlerinin aktif ve demirbaşlarının şüphelinin kendi şirketine aktarıldığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, şirket çalışanı ... ...'nın olaylarla ilgili tanık sıfatıyla beyanının alınması, iddia konusu ....şirketine satışı yapılan makinenin ithalatına yönelik belge asıllarının ilgili T.C. Ticaret Bakanlığı Ambarlı Gümrük Müdürlüğünden temin edilerek herhangi bir sahtecilik olup olmadığının tespit edilmesi, ... Makine İmalat Plastik İç ve Dış Ticaret, ..... Paketleme Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... Makine İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ticari defter ve belgeleri, banka hesap bilgileri ve hesap hareketleri temin edilip, gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ödeme ve satışlara ilişkin iddiaların araştırılması, şüpheliler hakkında tefrik edilen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/76699 Soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin sorulması, taraflar arasındaki diğer hukuk dava dosyaları getirtilip incelenerek iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...şüphelinin eyleminin dolandırıcılık suçu bakımından değerlendirilmesi gerektiği düşünülse de; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 157. maddesinde hüküm altına alınan dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması ve hilenin nitelikli bir yalan olması gerektiği, yalanın ise belli oranda ağır, yoğun, ustaca ve sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağının ortadan kaldırılması gerektiği, aksi halde basit yalanın hile olarak kabul edilemeyeceği, konu ile ilgili olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05/06/2006 tarih, 2006/5115 K. sayılı kararında da söz konusu durumların belirtildiği, müştekinin şüpheliden alacağını hukuk mahkemelerinde açacağı davalar ile yapacağı icra takipleri ile tazmin etmesinin mümkün olduğu, anılan olayın bu hali ile aralarındaki sözleşmemeye uymamak halinde bir hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2022 tarihli ve 2022/5755 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.