Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/211 E. , 2025/12644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/393 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlünün, dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (52
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/211 E. , 2025/12644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/393 Değişik İş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlünün, dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 3 kez ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezasına mahkûmiyetine ilişkin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2012 tarihli ve 2011/318 Esas, 2012/172 Karar sayılı kararının, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 10.02.2014 tarihli ve 2013/31325 Esas, 2014/2199 Karar sayılı temyiz talebinin süre yönünden reddine dair kararı üzerine kesinleşmesine müteakip, hükümlü hakkında infaz aşamasında atılı suç yönünden uzlaştırma sağlanamadığından bahisle infazın devamına ilişkin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2020 tarihli ve 2011/318 Esas, 2012/172 Karar sayılı ek kararına yönelik (ihbarnamade sehven Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2018 tarihli ve 2011/318 Esas, 2012/172 Karar sayılı ek kararı olarak belirtilmiş.) itirazın reddine dair merci Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2020 tarihli ve 2020/393 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.05.2020'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 24.12.2024 tarihli ve 2019/21854 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2024/136582 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2024/136582 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 253/4. maddesinde, uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaştırma teklifinde bulunacağı, uzlaştırma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceğinin düzenlendiği ve şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin, kendisine uzlaştırma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılacağının belirtildiği, bu halde uzlaştırmacı taraflara ulaşamamış ise ancak açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabileceği, uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisinin de bulunmadığı ve uzlaştırmanın da yargı işlemi niteliğinde olması karşısında, anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligatın, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligat olduğu ve normal posta yoluyla bu işlemin gerçekleştirilemeyeceği, bu kapsamda açıklamalı tebligat ya da istinabe işleminin ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebileceği, Somut olayda, uzlaştırma teklif formunun katılanlara ve ceza infaz kurumunda bulunan sanığa karşı doğrudan iadeli taahhütlü mektup ile gönderildiği, uzlaştırmaya davet yazılarının iade geldiğinin bildirilmesi üzerine Mahkemesince taraflar arasında uzlaştırmanın sağlamaması nedeni ile infazın aynen devamına karar verildiği anlaşılmış ise de, uzlaştırma teklifinde bulunulacak katılana Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 29. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen çağrı, telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle ulaşılmaya çalışılmadan, ulaşılamaması halinde ise uzlaştırma bürosu aracılığıyla usulüne uygun bir uzlaştırma teklifi yapılmasını sağlamak üzere uzlaştırmacı tarafından, uzlaştırma bürosuna teklif formları tevdi edilmeden, nihayetinde usulüne uygun bir uzlaştırma işlemi gerçekleştirilmeden uzlaştırmanın sağlanamadığı gerekçesiyle düzenlenen rapora istinaden infazın devamına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma yasa yolunun koşulları ve sonuçları, "Kanun yararına bozma" başlığı altında 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle, kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için, hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; kanun yararına bozma, kesin hükmün otoritesinin korunması gereği temyiz incelemesi nedenlerine göre dar kapsamlı olduğundan, hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilmesi, sanığın hukuki durumunu etkilemesi ya da değiştirmesine bağlıdır. 2. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; hükümlünün uzlaştırma işlemlerinin usûlsüz olduğuna yönelik tekrarlayan talepleri sonrası, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, daha önce bu hususta karar verildiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair 15.05.2020 tarihli ve 2011/318 Esas, 2012/172 Karar sayılı ek kararına hükümlü tarafından itiraz edilmesi üzerine, merci Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2020 tarihli ve 2020/615 Değişik İş sayılı kararıyla "...katılanların güncel adreslerinin tespit edilerek usulüne uygun bir şekilde uzlaşma davetiyelerinin tebliğ edilip hükümlüye de SEGBİS sistemi ile uzlaşma önerisi yapıldıktan sonra sonucuna göre uzlaştırma işleminin sonuçlandırılması gerektiği..." gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmesi nedeniyle dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna tevdi edildiği, devamında 20.10.2020 tarihli uzlaştırma raporu uyarınca "hükümlünün her bir mağdur yönünden Mehmetçik Vakfına 1.000,00TL bağış yapması şartıyla uzlaşmanın sağlandığının" bildirildiği, dosya içerisinde yer alan Üsküdar/Paşakapısı Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 25.11.2020 tarihli ve TSK Mehmetçik Vakfı Genel Müdürlüğünün 03.12.2020 tarihli yazıları ile paranın yatırıldığının tespit edilmesi üzerine, Mahkemenin 29.12.2020 tarihli ve 2011/318 Esas, 2012/172 Karar sayılı ek kararı ile taraflar arasında uzlaşmanın sağlanması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 253, 254 ve 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, usûlüne uygun olarak tebliğ edilen bu karara yönelik herhangi bir itirazda da bulunulmadığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu haliyle konusuz kalan kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,06.10.2025 tarihinde karar verildi.