Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2272 E. , 2025/13316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/471 E., 2022/433 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2272 E. , 2025/13316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/471 E., 2022/433 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İstinaf isteminin reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2021/471 Esas, 2022/433 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l-son, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 38.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmüne yönelik, sanığın annesinin istinaf başvurusunun reddine dair, aynı Mahkemenin 21.02.2023 tarihli ve 2021/471 Esas, 2022/433 Karar sayılı ek kararının, 14.03.2023 tarihi itibarıyla istinaf edilmeksizin kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 21.04.2025 tarihli ve 2024/16445 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 tarihli ve KYB-2025/53220 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 tarihli ve KYB-2025/53220 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın savunmasında bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereğince çıkarılan tebliğin iade edilmesini müteakip, aynı adrese "MERNİS" şerhi ile anılan Kanun'un 21/2. maddesi gereğince " Belirtilen adreste muhattabın taşınmış olduğu tespit edilmiş. Tebligat adresi kişinin MERNİS adresi olduğundan 21/2 maddesi gereği mahalle muhtarına tebliğ edilerek 2 nolu ihbar kağıdı belirtilen adresin kapısına yapıştırılarak en yakın isim ve imzadan imtina olan komşusuna haber verildi." şeklindeki kayıt ile 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıltıktan sonra, evrak da ilgili muhtara bırakılmak suretiyle 11/01/2023 günü tebliğ edilip, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle sanığa yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın vasisi tarafından yapılan istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın istinaf incelemesinin yapılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un "Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı" başlıklı 262. maddesi; "(1) Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir." Şeklindedir. 2. Aynı Kanun'un "İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi" başlıklı 276. maddesinin birinci fıkrasında; "(1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder." Denilmektedir. 3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." ve aynı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." Şeklinde düzenlenmiştir. 4. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesi; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." Şeklindedir. 5. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları esas alınarak, gerçek kişilere yapılacak tebligatlar ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, muhatabına 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23. maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir. 6. İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın yokluğunda verilen ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca usûlüne uygun olarak 11.01.2023 tarihinde tebliğ edilerek, 19.01.2023 tarihi itibarıyla kesinleştirilen hükme karşı, sanığın annesi olan ... tarafından 03.02.2023 tarihli dilekçe ile istinaf isteminde bulunulması üzerine, Mahkemenin 21.02.2023 tarihli ek kararı ile "Hükümlü sanık ... annesi ...'ın 03/02/2023 tarihli infazın durdurulması ve istinaf talepli dilekçesi vermiş ise de; sanığın savunmasının mahkememizce çıkarılan yakalama kararına istinaden İstanbul Anadolu 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2022 tarih 2022/708 Değişik iş sayılı kararı ile alındığı, sanığın savunmasında ... Mah. ... Sok. No:126 D:2 ... adresini verdiği, kararın önce sanığın beyan adresi olan bu adresine gönderildiği, tebligatın adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, daha sonra kararın sanığın MERNİS adresi de olan aynı adrese 7201 sayılı TK'nun 21 maddesine göre tebliğ edildiği, hükümlü annesinin infazın durdurulması ve istinaf talebi üzerine MERNİS adresinin güncellenmesi sonucu hükümlü sanığın MERNİS adresinin "... Mah. ... Cad. No:24 İç Kapı No:1... BARTIN" olması nedeniyle Kartal İlçe Nüfus Müdürlüğü ile yapılan yazışma neticesinde sanığın MERNİS adresini 08/02/2023 tarihinde değiştirdiği anlaşılmakla, kararın tebliğ tarihi olan 11/01/2023 tarihinde mernisinin mahkememize bildirdiği adres olduğu anlaşılmakla, hükümlü sanığa yapılan tebligatın geçerli olduğu" gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verildiği, usûlüne uygun olarak tebliğ edilen bu karara karşı herhangi bir istinaf talebinde de bulunulmadığı anlaşılmıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede; Ulus Sulh Hukuk Mahkemesinin, 28.03.2024 tarihli ve 2024/99 Esas, 2024/148 Karar sayılı kararı ile sanığın eşi olan ...'ın vasi olarak tayin edildiğinin, istinaf dilekçesinin verildiği tarihin öncesi ve sonrasında ...'ın sanığın vasisi olduğuna dair herhangi bir bilgi yada belge bulunmadığının, 5271 sayılı Kanun'un 262. maddesi uyarınca yasal temsilci sıfatı bulunmayan sanığın annesinin hükmü istinaf etme hak ve yetkisinin olmadığının belirlenmesi karşısında, kanun yararına bozma konusu yapılan "istinaf isteminin reddine" ilişkin ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.10.2025 tarihinde karar verildi.