Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2281 E. , 2025/14396 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/5806 Değişik iş ŞÜPHELİ : Meçhul İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2023 tarihli ve 2023/107925 Soruşturma, 2023/60425 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2281 E. , 2025/14396 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/5806 Değişik iş ŞÜPHELİ : Meçhul İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2023 tarihli ve 2023/107925 Soruşturma, 2023/60425 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.08.2023 tarihli ve 2023/5806 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.08.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 28.04.2025 tarihli ve 2024/13941 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57098 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57098 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 02/05/2023 tarihli dilekçesi ile özetle; müşteki şirketin panel radyatör ve havlupan üretim ve satışını yaptığını, ...'da faaliyet gösteren ... firması ile 41.275,60 Euro bedelli ürün satın alma konusunda anlaştıklarını, gerekli yazışmaların yapılarak karşı tarafın proforma tanzim ederek müşteki firmaya gönderdiğini, banka üzerinden ödemenin satıcı firmaya gönderildiğini ancak ürünlerin teslim edilmediğini, satıcı firma ile yapılan görüşmede ödemenin gelmediğinin belirtilmesi üzerine, ödeme hususunda yapılan yazışmalar kontrol edildiğinde, kendilerine anlaştıkları firma dışında başka internet adresi üzerinden iban numarası bildirilmesi nedeniyle müşteki firmanın aldatıldığı, bu şeklide dolandırıldığından bahisle davacı ve şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişkiden kaynaklı hukuki ihtilaf olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; müşteki firmanın şikayet dilekçesinde, ilgili firma ile anlaşma yapıldıktan sonra, kendilerine ödeme yapılması için mail gönderen ve iban bildiren şahıs/şahısların muhatap firma olmadığını, mail adres uzantılarının farklı olduğunu daha sonra fark ettiklerini bildirmeleri karşısında, öncelikle firma banka hesap hareketlerinin incelenerek paranın gönderildiği hesabın tespiti için inceleme yapılması ile gerekirse bilişim uzmanı bilirkişiden rapor alınarak, müşteki firmanın yazışma yaptığı mail adreslerinin incelenerek, hangi firma ya da kişiler ile yazışma yapıldığının tespit edilerek incelenmesi, şüphelilerin tespiti ile beyanlarının alınması, toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna hukukî durumun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ... Isıtma Sistemleri A.Ş.'nin, panel, radyatör ve havlupan üretim ve satışı yapan bir firma olup yürüttüğü ticari ilişki kapsamında ...'da faaliyet gösteren ... firması ile bir kısım ürünlerin 41.2725,60 Euro karşılığında satın alınması için anlaşmaya varıldığının, bu hususta ilgili firma yetkilileri ile mail yoluyla iletişim kurularak karşılıklı yazışmalar yapıldığının, yazışmalar devam ederken, firma yetkililerinin mailleri ile birebir benzer bir mail aldıklarının, bu mailde ödemenin yapılacağı iban bilgisinin iletildiğinin, şikayetçi şirketin de firma ile yazışma yapıldığı zannıyla mailde belirtilen iban numarasına ödeme yaptığının, ürünlerin gönderilmemesi üzerine ... firması ile yaptıkları görüşmelerde, ödemenin gelmediğinin anlaşıldığının, daha sonra yapılan araştırmada ise, gönderilen mail uzantılarının şirket adının kısaltılması yerine gmail olarak değişiklik gösterdiğinin tespit edildiğinin, bu durumda firma mail hesaplarının hacklenmiş ya da karşı taraf firma yetkilileri tarafından aldatılmış olabileceklerinin, ... firmasının Türkiye'de yetkili temsilcisinin bulunduğunun, bununla birlikte; ... adli makamları tarafından da soruşturma başlatıldığının iddia olunması karşısında; banka hesap hareketlerinin getirtilmesi, paranın gönderildiği hesap sahibi ile yazışma yapılan mail adreslerinin tespitine yönelik araştırma yapılması, dosyada mevcut yazışmaların incelenmesi, ... firmasının Türkiye'de yetkili temsilcisinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, tespiti halinde ifadesine başvurulması, ... adli makamları tarafından başlatılan soruşturmaya ilişkin ilgili evrakın temini ile tercümesinin yaptırılarak dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının tayin ve takdiri edilmesi gerekirken; "... müsnet eylemde hile desise unsurunun bulunduğuna dair delil bulunmayıp, şikayetçinin sunduğu deliller ile anlatımından, şikayete konu olay ve fiillerin, alacak verecek meselesinden kaynaklı hukuki mahiyette ihtilaf niteliği taşıdığı, müspet ve menfi zararlarının giderilmesi için Hukuk Mahkemelerinde haklarını arayabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.08.2023 tarihli ve 2023/5806 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.