Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2505 E. , 2025/14397 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1397 Değişik iş ŞÜPHELİ : Meçhul Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2024 tarihli ve 2024/7148 Soruşturma, 2024/3823 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan iti
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2505 E. , 2025/14397 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1397 Değişik iş ŞÜPHELİ : Meçhul Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2024 tarihli ve 2024/7148 Soruşturma, 2024/3823 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.04.2024 tarihli ve 2024/1397 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 29.04.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2024/19444 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/63673 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, müştekinin şikâyet dilekçesi ve beyanında özetle, internette danışmanlık işiyle ilgili bir ilan gördüğünü, ...numaralı telefon hattıyla iletişime geçtiğini, kendisini kaydettikleri uygulama üzerinden müşterilerin cep telefonlarıyla bağlantı kurup komisyon kazanacağını ve sitedeki ürünlere ilişkin sipariş alacağını söylediklerini, kendisine verilen banka hesabına ilk olarak 100 Türk lirası para gönderdiğini, sonrasında hesabına 118 Türk lirası para geldiğini, bu şekilde sanal olarak ürünleri satın almış görünmek için parça parça olmak üzere toplam 260.000,00 Türk lirası para gönderdiğini ancak kendisine herhangi bir para ödemesi yapılmadığı gibi ilgili kişilere de ulaşamadığını belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, şüphelinin gerçekleştirdiği iddia olunan eylem ve davranışlarının basit ve soyut yalan boyutunu aşmadığından suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de; Dosya kapsamına göre, müştekinin kendisi ile irtibata geçildiğini iddia ettiği 0 .... numaralı telefona ait abonelik bilgilerinin temin edilerek araştırılması, müştekinin kullanımında olan cep telefonu hattı kayıtlarının getirtilerek araştırılması, üyelik kaydı yapılarak sipariş verildiği iddia olunan trendyolavm1.com isimli internet adresine dair araştırma yapılması, müşteki tarafından dosyaya sunulan para gönderim işlemlerine dair dekont bilgilerinden para transferi yapılan kişilerin tespiti ile beyanlarının alınması sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, internet üzerinde danışmanlık işiyle ilgili bir ilan görmesi üzerine burada yazılı hatla irtibata geçtiğinin, çeşitli şirketlere bağlantılı olduklarını söyleyen şüphelilerin, bir kısım sitelerdeki ürünlere ilişkin sipariş alması durumunda komisyon kazanacağını belirttiklerinin, bu doğrultuda 100,00 TL'lik sanal ürün satın almış gibi görünen şikayetçinin hesabına 118.00 TL yatırıldığının, ancak devamında alması gereken ürün miktarını artırarak, görevi tamamladığında parayı ve komisyonu çekebileceğini ifade ettiklerinin, şikayetçinin kendisine gönderilen hesap numaralarına parça parça toplam 260.000,00 TL para yatırmasını müteakip dolandırıldığını anladığının iddia olunması karşısında; banka hesap hareketlerinin getirtilmesi, paranın gönderildiği hesap sahipleri ve şikayetçinin irtibat kurduğu hat sahiplerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile ifadelerinin alınması, internet sitesi sorumlularına yönelik gerekli araştırmanın yapılması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin görüştüğü telefon numarasının yurt dışında kayıtlı hatlardan olduğu, müştekinin herhangi bir iş sözleşmesi akdetmeksizin, görüştüğü kişi ya da kurumu araştırmaksızın, danışmanlık işiyle ilgisi bulunmayan sanal olarak ürün satın almış görünmek şeklindeki işle farklı ürünler satın alıp karşılığında komisyon alacağını düşünerek ve farklı şahıslara ait banka hesaplarına farklı tutarlarda para göndermesi neticesinde komisyon adı altında para kazanacağı beklentisinde olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, müştekinin denetim imkanın ortadan kaldırılmamış olduğu, bu bağlamda bakımdan şüphelinin gerçekleştirdiği iddia olunan eylem ve davranışlarının, basit ve soyut yalan boyutunu aşmadığı, bu hali ile dolandırıcılık suçunun yasal unsuru mahiyetinde olan yalanın, hile ve desise boyutuna ulaşmadığı ve nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, müştekinin maddi zararını özel hukuk mahkemeleri nezdinde talep konusu yaparak tazmin edebileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine "...kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın toplanan delillere uygun olarak verildiği ve soruşturmanın genişletilmesini gerektirecek bir eksiklik de bulunmadığı..." şeklindeki hatalı ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.04.2024 tarihli ve 2024/1397 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.