Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2509 E. , 2025/12927 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/7002 Değişik İş SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma İNC
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2509 E. , 2025/12927 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/7002 Değişik İş SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.07.2024 tarihli ve 2024/20132 Soruşturma, 2024/10780 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.09.2024 tarihli ve 2024/7002 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.09.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2024/39776 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2025 tarihli ve KYB-2025/60443 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2025 tarihli ve KYB-2025/60443 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesi ile özetle, müşteki ve şüpheliler ..., ... ve ...'ın şirket ortağı olduğunu, adı geçen şüphelilerin ortakların müştereken kullandıkları banka hesabını müştekinin bilgisi ve rızası dışında kapattıklarını, söz konusu hesaptaki paraların şüphelilere ait hesaplara aktarıldığının kuvvetle muhtemel olduğunu, müştekinin şahsi hesabındaki paraların bir kısmının ortakların müşterek hesabına, bir kısmının ise şüpheli ...'in hesabına bilgisi dışında aktarıldığını, şirketin banka temsilcisi olan şüpheli ...'nin müştekinin bilgisi dışında yapılan işlemleri net olarak açıklayamadığını, müştekinin şahsi hesabındaki paraları şüpheli ...'in talimatıyla anılan hesaplara aktardığını beyan ettiğini, yine şirkete ait taşınmazların satıldığını ancak satış bedelinin şirket hesabına geçip geçmediğinin bilinmediğini, şirket ortağı olan şüphelilerin olağanüstü genel kurul toplantıları ile müştekinin yetkilerini kaldırdıklarını, anılan genel kurul kararlarının iptali için Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/224 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, şüpheliler tarafından yapılan işlemler ile müştekinin zarara uğratıldığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şirket ortaklarının yaptığı işlemler sebebiyle şirketin zarara uğraması halinde şirketin bu ortaklara karşı tazmin yetkisini kullanabileceği, bu hususun hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, müştekinin şahsi hesabından bilgisi dışında çekilen paralarla ilgili şikayeti yönünden müştekinin soyut iddiası dışında somut delil bulunmadığı, şüpheli Mehmet Bilki açısından görevi kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Öncelikle şüphelilerin ayrıntılı beyanlarının alınması, müşteki ve şüphelilerin ortağı olduğu şirkete ait mal ve para akışını gösteren tüm ticari kayıtlar, defter ve belgelerin celp edilmesi, ayrıca tarafların ortak olduğu şirket ile şüpheliler arasındaki para transferlerini gösteren banka kayıtları ile müştekinin bildirmiş olduğu şahsi hesaplarına ilişkin banka kayıtlarının dosya arasına alınması, müştekinin ortak olduğu şirkete ilişkin taşınmazların tapu kayıtlarının celp edilerek, devir tarihlerinin ve niteliklerinin ortaya konulması ile işlemleri yapanların tespit edilmesi, belirlenen tarihler itibariyle taşınmaz devir işlemlerini yapan kişinin veya kişilerin yetkili olup olmadıklarının araştırılması, bu işlemleri müteakip, alanında uzman bilirkişilerden müştekinin ortak olduğu şirketten müştekinin bilgisi dışında şüphelilere veya şüphelilerin kurdukları diğer şirketlere para veya diğer malvarlığı değerlerinin aktarımının söz konusu olup olmadığı, yapılan devirler bulunması halinde bu işlemlerin karşılığının şirket kayıtlarına geçip geçmediği, ayrıca müştekinin şahsi hesaplarından yapılan para transferlerinin hangi sebeple yapıldığı, müştekinin bilgisi dahilinde veya yetkili kişilerin talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı hususlarında rapor alınması, müşteki tarafından genel kurul kararlarının iptali için açılmış olan Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/224 esas sayılı dosyasının soruşturma dosyası arasına alınması, bu işlemlere ek olarak olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüpheliler ..., ... ve ...'in, ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ortak ve yetkilileri olduklarının, şüphelilerin iştirak halinde hareket ederek şikâyetçiyi ortaklıktan tasfiye etmek amacıyla usûlsüz şekilde genel kurul kararları aldıklarının, şikâyetçinin şirket ortağı sıfatıyla kullandığı otomobiline ve ortaklık kâr payına el koyduklarının, şirkette bulunan şahsi eşyalarının karıştırıldığının, bir kısmının şikâyetçiye iade edilmediğinin, şirkete ait bir kısım taşınır ve taşınmaz malların satılarak şüphelilerin şahsi menfaatleri doğrultusunda şirketin zarara uğratıldığının, şikâyetçinin ve babası ...'ın kişisel banka hesabında bulunan paraların bilgi ve rızaları dışında banka çalışanı olan şüpheli Mehmet Bilki'nin de iştiraki neticesinde sahte talimat yazılarına istinaden şüpheli ...'in hesabına aktarıldığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelilerin olaylarla ilgili ayrıntılı şekilde ifadelerinin alınması, şikâyetçi ve şüphelilerin ortağı oldukları şirkete ait mal ve para akışını gösteren tüm ticari kayıtlar, defter ve belgeler ile banka hesap hareketlerinin celp edilmesi, yine suç tarihi öncesinde şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar tespit edilerek, halihazırdaki aidiyet bilgilerinin, devir tarihlerinin ve niteliklerinin ortaya konulması ile işlemleri yapanların tespit edilmesi, belirlenen tarihler itibarıyla devir işlemlerini yapan kişi veya kişilerin şirket yetkilisi olup olmadıklarının, devir bedellerinin şirkete aktarılıp aktarılmadığının belirlenmesi, gerekli görülmesi halinde şikâyetçinin ortak olduğu şirketten, bilgi ve rızası dışında şüphelilere veya şüphelilerin kurdukları diğer şirketlere para veya diğer malvarlığı değerlerinin aktarımının söz konusu olup olmadığının, bu işlemlerin karşılığının şirket kayıtlarına geçip geçmediğinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflar arasındaki tüm hukuk dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, "...müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirtilen hususların gerekçeler halinde tek tek değerlendirilerek karara bağlandığı, müştekinin kendisi yönünden şirket hakkındaki iddialarının tamamının hukuki mahiyette olduğu, bu hususta müşteki taraf yönünden gerekli hukuk davalarının da açıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.09.2024 tarihli ve 2024/7002 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.