Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2840 E. , 2025/11406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/400 E., 2013/673 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2013 tarihli ve
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2840 E. , 2025/11406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/400 E., 2013/673 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2013 tarihli ve 2013/400 Esas, 2013/673 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, sanığın temyiz isteminin reddine dair Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 29.09.2016 tarihli ve 2016/11339 Esas, 2016/13216 Karar sayılı kararı üzerine 24.06.2013 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2024/16164 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/65703 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/65703 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15/01/2025 tarihli ve 2023/1029 esas, 2025/806 karar sayılı ilamında ''.... 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için ise, bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesinin gerekmesi karşısında; Sanık hakkında hırsızlık suçundan şüpheli olarak işlem yapılacağı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kardeşi olan mağdurun kimlik bilgilerini kullanması eyleminin seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki belirtildiği üzere, sanığın hırsızlık suçundan şüpheli olarak işlem yapılacağı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kardeşi İlhan Karçık'ın kimlik bilgilerini vermesi eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu ve İlhan Karçık'ın mağdur sıfatıyla duruşmaya çağrılarak beyanın alınması gerektiği gözetilmeden, suçun hukuki vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" başlıklı 206/1. maddesinde; "Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." Hükmü yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun’un "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" başlıklı 268/1. maddesi; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." Şeklindedir. 3. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40/1. maddesi; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup; kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da, kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde ise, 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun..."Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi ise; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde olup, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmü uygulanacaktır. Bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. İftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekir. 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatinde; görevle bağlantılı olarak sorulması halinde, kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınmak veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak gereklidir. Bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark ise, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206. ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması veya beyan üzerine herhangi bir belge düzenlenmemesi hâlinde, 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında; kolluk görevlilerince nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçları nedeniyle yakalanan sanığın, görevlilere kendisini kardeşi olan ...'ın kimlik bilgileri ile tanıttığı, ancak kısa bir süre sonra gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği, soruşturma işlemlerinin de gerçek kimlik bilgileri üzerinden yürütüldüğü, ... adına düzenlenen herhangi bir belge olmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 2 06... . maddelerinde düzenlenen suçların unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin bu haliyle 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesine uyduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. 6. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçeyle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2013 tarihli ve 2013/400 Esas, 2013/673 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a. maddesi uyarınca BERAATINA, cezanın çektirilmemesine, bununla birlikte sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20/2-c. maddesinde düzenlenen zamanaşımının inceleme tarihi itibarıyla dolduğu anlaşıldığından, sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.