Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/4140 E. , 2025/15264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/143 E. 2015/179 K. SUÇ :Serbest meslek sahibi kişilerin mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılanlardan ...'
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/4140 E. , 2025/15264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/143 E. 2015/179 K. SUÇ :Serbest meslek sahibi kişilerin mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılanlardan ...'nin hükümlerden sonra 12.02.2022 tarihinde ölümü nedeniyle katılma hükümsüz kaldığından mirasçıların katılanın yasal haklarını takip etmek üzere davaya katılma hakları olduğu cihetle Dairemizin 26.05.2025 tarihli tevdi kararı üzerine mirasçılar ...ve ...'e usulüne uygun tebligat yapıldığı, adı geçenler tarafından mirasçı sıfatlarına bağlı temyiz isteğinde bulunulmadığı ancak diğer katılan ... vekilinin daha önce temyiz isteminde bulunması nedeniyle temyizin kapsamının münhasıran katılan ... vekilinin temyizine yönelik olduğu belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ...'ın ... İnşaat Mühendislik isimli firmanın sahibi olduğu ve işleri babası olan diğer sanık ... ile birlikte yürüttükleri, katılanın annesi ve kardeşiyle birlikte malik oldukları arsanın üzerine kat karşılığı inşaat yapmaları için sanıklarla anlaştıkları ve kendileriyle 06.12.2010 tarihli adi yazılı sözleşme imzaladıkları, sanık ...'in söz konusu arsayı sanık ... üzerine devredebilmek için ... Noterliğince düzenlenen 07.12.2010 tarihli vekaletnameyi aldığı ve buna istinaden arsayı 17.12.2011 tarihinde tapuda devrettiği, sanıkların inşaat için malzeme alacaklarından bahisle katılanlardan 30.000,00 TL istedikleri, bu parayı almalarından itibaren altı ay içerisinde inşaatı bitirip dairelerden bir tanesini kendilerine teslim edeceklerini söylemek suretiyle katılanları para vermeye ikna ettikleri, ölen katılan ...'nin bankadan 30.000,00 TL kredi çekerek sanıklara verdiği, sanıkların arsayı ve 30.000,00 TL parayı aldıktan sonra yapmayı taahhüt ettikleri inşaata ilişkin hiç bir yükümlülüğü yerine getirmedikleri gibi inşaata başlamak için gereken yapı inşaat ruhsatını dahi almadıkları, katılanlara ait arsayı ve parayı da iade etmedikleri, bu şekilde baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket eden sanıkların katılanları aldatarak onlardan menfaat temin etmek amacıyla sözleşme düzenleyip daha sonra da inşaata başlamak için yalan söyleyip para almak suretiyle üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün İncelenmesinde Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün İncelenmesinde Sanık kovuşturma aşamasında tekrar ettiği soruşturma aşamasında kollukça alınan 08.02.2014 tarihli savunmasında, ...'yi önceden tanımadığını, 2010 yılının kasım ayı içerisinde kendisini aradığını ve 89... arsasında bulunan 40... 'lik avululu kerpiç binasını satmak ve buradan inşaat bittiğinde 1+1 apart daire almak istediğini söylediğini, teklifi kabul ettiğini ve kendilerinden noterden tasdikli vekaletname aldığını, bu sözleşmeyi yaptıktan sonra yaklaşık bir ay içerisinde ...'nin kendisini arayıp paraya ihtiyaçları olduğunu ve arsayı tamamen devretmek istediğini söylediğini, bunun üzerine ...'ye arsa bedeli olarak 17.000,00 TL verdiğini, bu parayı verdiğine dair herhangi bir belgesinin olmadığını, sözlü olarak anlaştığını, daha sonra arsayı satın alması nedeniyle oğluna devretmek istediğini ve 2011 yılında devrettiğini, ...'den arsayı satın aldıktan yaklaşık bir yıl sonra tekrar kendisini aradığını, arsaya yapacağı daireden ya da başka bir yerden hesaplı fiyata daire almak istediğini söylediğini, ona ruhsat aşamasında olduğunu söylediğini, herhangi bir tarih vermeyip vaatte bulunmadığını, bittiği zaman konut kredisinde yardımcı olabileceğini ve fiyat konusunda anlaşırlarsa ev verebileceğini söylediğini, bir müddet sonra tekrar kendisini aradığını, maddi olarak zor durumda olduğunu kesin ev alacağını söylediğini, o zamana kadar sıkıştıkça maddi olarak yardımcı olmasını istediğini, ona güvenerek her ay belirli bir miktar olmamak koşuluyla yardımcı olduğunu ve toplamda 10.000,00 TL civarında para yardımında bulunduğunu, bu verdiği paraların makbuzunun mevcut olduğunu ve kesinlikle kira bedeli olmadığını, borç olarak verdiğini, arsayı ilk aldığında mevcut kerpiç evin yıkım ruhsatını aldığını, ancak o tarihte inşaat yapım ruhsatının olmadığını, halen de inşaat yapım ruhsatının bulunmadığını, ancak gerekli çalışmaları yaptığını ve 10-15 gün içerisinde inşaat yapım ruhsatı alacağını, katılan ...'i annesi ... ile olan görüşmelerinden tanıdığını, kendisiyle herhangi bir anlaşma ya da taahhüt ettiği bir şey olmadığını, o tarihlerde ...'nin 1+1 dairenin küçük olabileceğini yandaki apart ile komple birleştirerek almak istediğini söylediğini ve peşinat olarak diğer sanık ...'ın hesabına 26.250,00 TL yatırdığını, yaptıkları sözlü anlaşma gereği daireyi 70.000,00 TL'ye kendisine vereceğini ve daire almaktan vazgeçmesi durumunda peşinat olarak verdiği 26.250,00 TL'yi geri vereceğini söylediğini, ayrıca yapacağı evi bitireceği tarihi söylemediğini, katılanların bugüne kadar daireyi almaktan vazgeçtikleri şeklinde bir taleplerinin olmadığını, olsaydı peşinat olarak aldığı parayı onlara iade edeceğini, bu konuda aralarında yapılmış adi sözleşme bulunduğunu savunmuş olup, her ne kadar Mahkemece, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair kesin delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek beraat hükmü kurulmuş ise de; sanığın savunmasının aksine, taraflar arasında 06.12.2010 tarihli adi yazılı sözleşme imzalandığı ve bu sözleşme ile söz konusu arsa üzerine çift daireli üç katlı toplam altı daireli bina yapılacağı, bir nolu dairenin katılanlara verileceği, sanık bina yıkımına başladığında katılanların mağdur olmaması için ev kiralayacağı ve daireyi teslim edene kadar kira parasını ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bir kısım aylara ilişkin kira bedellerinin ödendiğine dair para makbuzlarının mevcut olduğu, ...'nin ... Bankasından 08.12.2010 tarihinde kullandığı 30.000,00 TL tüketici kredisini sanığa verdiği, sanığın, adına hareket ettiği ... ticaret ünvanlı işletmenin tacir sıfatını haiz olduğu, ölen katılan ... ve katılan ...'in aşamalardaki istikrarlı ve tutarlı anlatımları, bu anlatımları doğrulayan tanık beyanları, keza, dosyaya sunulan sözleşme, para makbuzu, dekont, vekaletname vs. belge örnekleri ile tekmil dosya münderecatından anlaşılmakta olup, baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket eden sanığın sübut bulan eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülüp yerinde olmayan gerekçelerle beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kat karşılığı inşaat için katılanlarla anlaşan sanıklar, arsayı devraldıktan ve inşaat malzemesi bahanesiyle 30.000 TL kredi parasını aldıktan sonra hiçbir yükümlülüğü yerine getirmemiş, yapı ruhsatı dahi almamış, arsayı ve parayı iade etmemiştir. İlk derece mahkemesi olayı hukuki ihtilaf sayıp beraat vermiştir.
Hukuki İlke: Baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edilmesi; sözleşme, para makbuzları, dekont, vekaletname ve tanık beyanlarıyla desteklenen aldatma eylemi varsa, uyuşmazlık salt hukuki ihtilaf değildir. Sanık taciri sıfatını haiz olduğundan ve katılanları yalanla para vermeye ikna ettiğinden eylem TCK 158/1-h kapsamında nitelikli dolandırıcılıktır.
Uygulama Sonucu: bir sanık yönünden onama, diğer sanık yönünden beraat hükmünün bozulması
Dava Strateji Notu: Kat karşılığı inşaat uyuşmazlıklarında 'hukuki ihtilaf' savunması, baştan itibaren edimi ifa niyeti olmadığını gösteren somut belgeler (ruhsat almama, parayı/arsayı iade etmeme, yalan vaatler) karşısında çöker; katılan vekili bu belge zincirini kurarak eylemi TCK 158/1-h nitelikli dolandırıcılığa taşıyabilir.