Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/4372 E. , 2025/14452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/148 E., 2021/222 K. SUÇ : Dolandırıcılık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2021/148 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakk
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/4372 E. , 2025/14452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/148 E., 2021/222 K. SUÇ : Dolandırıcılık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2021/148 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157/1, 168/2, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2025 tarihli ve 2025/14955 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/106915 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/106915 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Sanığın 17.06.2010 tarihinde dolandırıcılık suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, suç tarihinin 17.06.2010 olduğu, sanık hakkında ilk mahkumiyet kararının 24.06.2011 tarihinde verildiği, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 25.04.2016 tarihinde kesinleştiği, 01.01.2017 tarihinde yeniden kasıtlı suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 24.04.2016 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 01.01.2017 tarihi arasını kapsayan sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanık hakkında ilk mahkumiyet kararı verilen tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanık hakkında ilk mahkumiyet kararı verilen 24.06.2011 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 15.10.2021 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan, 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli Dolandırıcılık" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi; "(1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, ... İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." Şeklindedir. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,geçmesiyle düşer.Denilmektedir. 3. 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi" başlıklı 67. maddesi; "(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." Hükmünü haizdir. 4. İncelenen dava dosyası içeriğine göre; sanığın, hac ve umre organizasyonları yaptığını söyleyerek şikâyetçiden hacca götürme vaadi ile para aldığının iddia ve kabul olunduğu olayda, her ne kadar Mahkemece, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesi uyarınca "dolandırıcılık" suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a. maddesinde düzenlenen "dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık" suçuna vücut vereceği ve aynı Kanun'un 66/1-d, 67/4. maddeleri uyarınca hüküm tarihine kadar olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN, oy birliğiyle REDDİNE,Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanığın hac ve umre organizasyonları yaptığını söyleyerek şikayetçiden hacca götürme vaadiyle para aldığı; mahkemece TCK 157'den basit dolandırıcılıktan mahkumiyet verildiği; Adalet Bakanlığının zamanaşımı gerekçesiyle kanun yararına bozma istediği dosya.
Hukuki İlke: Dini inanç ve duyguların (hacca götürme vaadi) istismarı suretiyle işlenen dolandırıcılık, basit dolandırıcılık (TCK 157) değil TCK 158/1-a'da düzenlenen nitelikli dolandırıcılıktır. Doğru suç vasfına (158/1-a) göre TCK 66/1-d ve 67/4 uyarınca hesaplanan olağan ve olağanüstü zamanaşımı süreleri hüküm tarihine kadar dolmadığından kanun yararına bozma istemi reddedilir.
Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma isteminin reddi
Dava Strateji Notu: Zamanaşımı savunması yapılırken suç vasfının doğru belirlenmesi kritik önemdedir; dini istismarla dolandırıcılık 158/1-a kapsamında olup daha uzun zamanaşımına tabidir. Mahkemenin suç niteliğinde yanılması, düşük vasıf üzerinden yapılan zamanaşımı hesabını geçersiz kılar.