Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/474 E. , 2025/10807 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2016/6244 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kan
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/474 E. , 2025/10807 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2016/6244 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.12.2016 tarihli ve 2016/6244 Değişik İş sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/5880 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9793 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9793 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 19/08/2016 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; ... konut Yapı Kooperatifi ile aralarında taşeronluk sözleşmesi olan ... İnşaat Emlak Taahhüt Ticaret ve Limited Şirketi yetkilisi ile müşteki arasında, Ankara ili ... ilçesi 4 31... Parselde bulunan ... Konutları B Blok 4. katta bulunan gayrimenkul için 28/11/2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, başlangıçta satış bedeline mahsuben 120.000,00 Türk lirası ödediklerini, müştekinin daire bedelini vaktinde ödemesine rağmen anlaşılan tarihte daire tapusunun verilmediğini, noter kanalı ile gönderilen ihtarnamelerin şirketin belirtilen adreslerde bulunmaması nedeniyle tebliğ edilemediğini, daha sonraki araştırmalarında ise şüphelilerin yetkilisi oldukları ... firması ile Yapı Kooperatifi arasındaki taşeronluk sözleşmesinde, sadece yapım için anlaşıldığını, firmaya herhangi bir daire verilmediği gibi dairelerin satış yetkisinin de verilmediğini öğrendiklerini, bu şekilde şüphelilerce dolandırıldıkları iddiasıyla şikayetçi olmaları üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle verilen 18/10/2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/12/2016 tarihli kararını müteakip, müşteki vekilinin 16/02/2017 tarihli dilekçesi ile şüphelilerin aynı şekilde yaklaşık 20 daire satarak başka kişileri de dolandırdıklarını, ayrıca aynı adresi göstererek bu defa ... Yapı Kooperatifi ve ... Limited Şirketi adı altında aynı şekilde faaliyetlerine devam ettiklerini öğrendiklerinden bahisle yeniden şikayetçi olmaları üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/30627 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturmanın, şüpheliler hakkında benzer iddialar nedeniyle yürütülen 2016/159222 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirildiği, 2016/159222 soruşturma sayılı dosya ile iddianame düzenlenerek Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/79 esasına kayden kamu davası açıldığı, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince, uyapta yer alan müştekinin iddianamede yer almadığının bildirilmesi üzerine müşteki iddiaları ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcığınca 2018/39528 soruşturma ve 2018/3193 sayılı iddianame ile dava açılarak 2018/79 esas sayılı dosya ile birleştirildiği, dolayısıyla şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğunun fiilen de belirlenmiş olduğu, bu şekilde tüm delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. Hükümleri yer almaktadır. 3. 5271 sayılı Kanun’un, 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "(Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." denilmektedir. 4. 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile yapılan değişiklik öncesinde 5271 sayılı Kanun’un, 172 nci maddesinin ikinci fıkrasının; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklinde ve aynı Kanun'un 173 üncü maddesinin altıncı fıkrasının ise; "İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır." şeklinde düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. 5. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... vekili tarafından, 19.08.2016 tarihli dilekçe ile şüpheliler ... ve ... hakkında tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan şikayetçi olunduğu, bu şüpheliler hakkında atılı suçtan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2016 tarihli ve 2016/120224 Soruşturma, 2016/76494 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bahse konu karara yönelik yapılan itiraz üzerine, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.12.2016 tarihli ve 2016/6244 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, şikâyetçi vekilinin 16.02.2017 tarihli dilekçesi ile yeni delil elde edildiğini belirtmesini müteakip, Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden soruşturmaya geçilerek dosyanın 2017/30627 Soruşturma numarasına kaydedildiği ve diğer şikayetçilere yönelik yürütülen 2016/159222 Soruşturma sayılı dosya ile birleştirildiği, bu dosya kapsamında tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan açılan kamu davasında şikayetçi ...'ın yer almadığının görülmesi üzerine, bu kez Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2018 tarihli (19.02.2018 e-imza tarihli) ve 2018/39528 Soruşturma, 2018/10215 Esas sayılı iddianamesi ile şüpheliler ... ve ...'in de içinde bulunduğu şüphelilere yönelik, şikayetçi ...'a karşı gerçekleştirdikleri tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece her iki dosyanın birleştirildiği ve yargılamanın Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/79 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu belirlenerek yapılan incelemede; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi halinde, gerek 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile yapılan değişiklik öncesi, gerekse bu değişiklikten sonra, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davası açılabilmesi için Sulh Ceza Hakimliğinden karar alınmasının zorunlu olduğu, bu karar alınmadan kamu davası açıldığında ise belirtilen eksikliğin öncelikle mahallinde değerlendirilmesi ve devam eden yargılamada kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmemesine göre Mahkemece gereğinin takdir ve ifası yoluna gidilmesi gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.