Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/461 E. , 2025/7165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/7041 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Y
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/461 E. , 2025/7165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/7041 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.07.2023 tarihli ve 2018/21091 Soruşturma, 2023/25021 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/7041 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.11.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/8956 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/.. sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9820 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müştekinin dosyada şüpheli olarak bulunan ...'tan işyerine mal aldığını, bunun karşılığında iki adet bono düzenlediklerini, e-devlet üzerinde yaptığı incelemede kendisi adına icra takibi yapıldığını, takibe konu iki adet bononun kendisi tarafından imzalandığını ancak 7.000,00 Türk lirası bedelin yanına USD yazılı olduğunu gördüğünü, borcunun Türk lirası olduğunu USD ibaresinin sonradan eklendiğini, bu bonolarda kendisinin bilgi ve izni dışında tahrifat yapanlardan şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine başlatılan soruşturma sonunda, şüphelilerin soyut iddia dışında yüklenen suçları işlediklerini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2018/3029 esas sayılı dosyasının soruşturma dosyası kapsamına alınarak anılan takibin başlangıç şeklinin tespit edilmeden, yine müşteki ile şüpheli ... arasında görülen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/14 esasına kayıtlı davada alınan 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda " Davacı ile dava dışı ... arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafın işbu ticari ilişki gereğince ...'a icra ve dava konusu olan 09/12/2017 tarihli 7.000,00 Türk lirası ve 13/01/2018 tarihli 7.000,00 Türk lirası bedelindeki senetleri verdiği ve işbu senetleri ticari defterlerinde 28/02/2017 tarihinde 38 yevmiye numarası ile Türk lirası para cinsinden kayıt altına aldığı.." şeklinde tespitin bulunması karşısında anılan dava dosyasının da soruşturma dosyası kapsamına alınarak ciranta konumunda bulunan diğer şüpheliler ... ve ...'nin de ticari defterlerinin incelenip gerektiğinde bilirkişi raporu aldırmak suretiyle müşteki ile şüphelinin arasındaki borç ilişkinin hangi para birimi üzerinden yapıldığı tespit edilmeden, dolandırıcılık suçuna ilişkin şüphelilerin kastı da tartışılmadan karar verildiği anlaşılmakla, belirtilen hususlar temin edilerek sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, aralarındaki ticari ilişkiye istinaden şüphelilerden ... namına düzenlediği 25.02.2017 keşide tarihli, 7.000,00 TL bedelli, 09.12.2017 ve 13.01.2018 vade tarihli bonolar üzerinde yer alan "TL" ibarelerinin, "USD" olarak tahrif edilmesi suretiyle bonoların sırasıyla şüpheliler ... ve ...'a ciro edilerek, şüpheli ... tarafından şikâyetçi aleyhine tahrif edilmiş miktar üzerinden ... 2. İcra Dairesinin 2018/3029 sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheliler hakkında atılı suçlardan, "...müştekinin şikayeti üzerine soruşturmaya başlandığı, senet üzerinde cirosu, imzası ve kaşesi bulunan kişiler olan şüpheliler ...ve ...'ın yazı ve imza örnekleri ile ifadelerinin alındığı, şüphelilerin verdikleri ifadelerde atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan ettikleri, yazı imza örnekleri ile senetler üzerindeki yazı ve imzaların incelenmesi neticesinde senette olduğu iddia edilen tahrifatın şüphelilerin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu haliyle şikayetçinin başvurusu üzerine girişilen tahkikat sonucunda, toplanan delil, bilgi ve belgelerden; soyut iddia dışında, şüphelilerin yüklenen suçları işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı..." şeklindeki gerekçeyle 06.07.2023 tarihli ve 2018/21091 Soruşturma, 2023/25021 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüpheli ... tarafından bonoların "USD" para birimi üzerinden keşide edildiği beyan edilmesine karşın, şikâyetçinin bu hususu kabul etmemesi ile 29.05.2023 tarihli Adli Tıp Uzmanı bilirkişi raporunda da bonoların ön yüzünde yer alan yazıların şikâyetçinin eli ürünü olduğunun, buna karşılık "USD" ibaresinin farklılık arz ettiğinin ve bu ibarenin senet düzenlenirken oluşturulmadığı kanaatine varıldığının bildirilmesi, suçlamaları kabul etmeyen ve bonoları mevcut haliyle teslim aldıklarını belirten diğer şüpheliler yönünden, bonoların tevdi ve teslim edildiği tarihlerde bedel kısmında "USD" ibaresinin yazılı olduğu hususunda bir ihtilafın olmaması, şüpheli ... tarafından bonoların edinim sebebi olan ticari ilişkiyi gösterir bir kısım belgelerin dosyaya ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında; dosya kapsamında elde edilen delillere göre, şüpheli ... hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiği gözetilerek, hatalı değerlendirme neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın bu şüpheli hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kabulüne karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi şüpheli ... yönünden belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/7041 Değişik İş sayılı kararının, şüpheli ... yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca şüpheli ... yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.