İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/5176 Karar: 2026/2728 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/5176 K.2026/2728

11. Ceza Dairesi 2025/5176 E. , 2026/2728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/324 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUN

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/5176 E. , 2026/2728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/324 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUN

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/5176 E. , 2026/2728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/324 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.07.2023 tarihli ve 2017/98 Esas, 2017/354 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.08.2023 tarihli ve 2023/324 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.08.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 14.10.2025 tarihli ve 2025/4312 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2025 tarihli ve KYB-2025/119091 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2025 tarihli ve KYB-2025/119091 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık ...’in diğer sanıklarla birlikte gerçek sahibi katılan ...'ya ait ... Mahallesi ... Sokak 5/9 adresinde mevcut evin sahibi gibi kendisini tanıtarak, alıcı ... ... ile evin satışı konusunda anlaşıp sözleşme imzaladıkları, evin gerçek sahibi ...'ya evin satış bedeli konusunda yanlış bilgi vererek arada kalan fazla parayı aldatmak suretiyle aldıkları iddiası ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, yazılı şekilde verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesini takiben, sanık tarafından yeni delil bulunduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu ancak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/07/2023 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmesi üzerine anılan ek karara karşı yapılan itirazın da mercii kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Sanık tarafından mahkemeye sunulan 24.07.2023 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebinin içerir dilekçelerde özetle, yargılama konusu taşınmazın katılan ... (...) ...'a satılmadığını, taşınmazın ... isimli bir kişiye satılmış olması nedeniyle adı geçen bu kişinin tanık beyanının yeni delil niteliğinde olduğunu beyan ederek, talep yazısı ekinde ... Tapu Müdürlüğünün 11.02.2015 tarihli ve 8201 yevmiye numaralı alıcısı ... olan resmi tapu satış senedini sunmuş olması karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2017 tarihli ve 2017/98 Esas, 2017/354 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-h, 52. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2019/109 Esas, 2020/442 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır. 3. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.07.2023 tarihli ve 2017/98 Esas, 2017/354 Karar sayılı ek kararı ile talebin reddine, merci Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.08.2023 tarihli ve 2023/324 Değişik İş sayılı kararı ile de bu karara yönelik itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir. 4. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür, hükmü yer almaktadır. 5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve .... Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.07.2023 tarihli ve 2017/98 Esas, 2017/354 Karar sayılı ek kararı ile "...hükümlünün dilekçesinde ileri sürdüğü yargılamanın yenilenmesine yönelik hususların CMK'nın 311. maddesinde gösterilen sebeplere uygun olmaması, ayrıca evvelce yargıya sunulmamış, onun bilgisi dışında kalmış, yalnız başına veya evvelce mevcut delillerle birlikte gözetildiğinde sonuca etkili olacak yeni vakıa ve delillerin sunulmamış olması, yine öne sürülen hususların hükümlünün daha önceki dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin tekrarından ibaret olduğundan ve mahkumiyete konu suça ilişkin tartışılmamış bir delil mevcut olmadığı, bu hususların aşamalarda değerlendirildiği, söz konusu mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği..." denilmek suretiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan görülmeyerek reddine karar verilmesini müteakip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2025 tarihli ve KYB-2025/119091 sayılı Tebliğnamesi ile; "...taşınmazın ...'a satılmış olduğuna dair dile getirilen hususların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağından..." bahisle, itirazın reddine dair merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebini konu alan dilekçede belirtilen hususların, yargılama sırasında alınan savunmalarda da dile getirilen ve mahkemece kabul edilmeyen hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan ve istinaf aşamasında da değerlendirilen olaylara ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı, bununla birlikte; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla