Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/889 E. , 2025/13852 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 12/02/2024 EK KARAR TARİHİ : 22.03.2024 SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık HÜKÜMLER : Asıl karar esastan
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/889 E. , 2025/13852 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 12/02/2024 EK KARAR TARİHİ : 22.03.2024 SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık HÜKÜMLER : Asıl karar esastan ret, ek karar ret Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2023/1383 Esas, 2024/172 Karar sayılı 12/02/2024 tarihli kararının sanıklar ..., ... ve 22.03.2024 tarihli ek kararının sanık ... tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü; I. HUKUKİ SÜREÇ 1.Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-h, son, 158/3, 52, 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 72.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık ... hakkında ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 12/02/2024 tarihli ve 2023/1383 Esas, 2024/172 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıkların istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 22.03.2024 tarihli ve 2023/1383 Esas, 2024/172 Karar sayılı ek kararı ile sanık ...'ın 22.03.2024 tarihli temyiz başvurusunun5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ...'ın temyiz istemi, suçsuz olduğu ve suç unsurları oluşmadığından beraati yerine usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, lehine hükümlerin uygulanmadığına, ceza miktarına, resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması gerektiğine, 2.Sanık ...'ın temyiz istemi, suçsuz olduğundan beraat etmesi gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE Dairemizin 2025/1708 Esas sayılı dosyası ile birlikte yapılan incelemede; A.Sanık ...'ın temyiz başvuruları yönünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 22.03.2024 tarihli ve 2023/1383 Esas, 2024/172 Karar sayılı ek kararın verildiği tarihte sanığın ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle, hüküm fıkrasına "5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza infaz kurumunda bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" de yazılması veya tebliğ mazbatasına bu hususa ilişkin bir meşruhat eklenmesi gerekirken, bu açıklama veya meşruhat olmadan yapılan ek karar tebliğ işleminin usulsüz olduğu, ancak sanığın yokluğunda verilip 14.02.2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen 12.02.2024 tarihli asıl karara karşı 5271 sayılı Kanun'un 291. maddesinde belirlenen iki haftalık kanunî süre geçtikten sonra 22.03.2024 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin süresinde olmadığı belirlenmiştir. B.Sanık ...'ın temyiz başvurusu yönünden Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; İştirak halinde hareket eden sanıklar ..., ... ve temyiz dışı sanık ...'in ... Gıda Plastik İnş, Tic. A.Ş. adına meyve suyu bayiliğini almak istediklerini söyleyerek irtibat kurdukları katılan ...'ın sorumlusu olduğu....Gıda Turizm San. Tic. A.Ş'ye bayilik konusunda sözleşme hazırlayıp göndereceklerini söyleyerek anlaştıkları, sanıkların üzerine sahte imzalar attıkları veya attırdıkları sözleşmeyi ve verilen siparişler için 24.082,00 TL ve 35.000,00 TL bedelli çekleri düzenleyip kargo yoluyla katılana gönderdikleri, 24.082,00 TL çeki ödeyerek güven sağladıkları, daha sonraki sipariş ve kalan meblağ için de çek vereceklerini söyleyip oyaladıkları, ancak bakiye 72.767,34 TL'yi ödemedikleri ve şirketi kapatarak tüm malzemeleri tırlara yükleyerek kaçırdıkları, ayrıca telefonlarını da kullanmayarak ulaşılmaz hale geldikleri, bu suretle sanıkların tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan olayda, sanıkların eylemlerinin ayrıca aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek çek vermek suretiyle gerçekleştiğinden 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f ve 43 maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3.maddesi uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir. Aynı kararda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin, karar tarihinden sonraki kararlara uygulanacağı, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h, f, son, 43... /3. maddeleri uyarınca isnat edilen suç yönünden suç tarihi de gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h-f-son maddesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3. maddesi uyarınca herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 E., 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanık savunmasının müdafi huzurunda alınması ve zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli kararında sanığın yokluğunda yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1. maddesi ile 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun hukuka kesin aykırılık hali olduğu gözetilerek, Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli kararının aradaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sanık yönünden bozulması gerektiği halde kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereği istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A.Sanık ...'ın temyiz başvuruları yönünden Gerekçe bölümünde A bendinde belirtildiği üzere sanığın yokluğunda verilip 14.02.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde belirlenen iki haftalık kanunî süre geçtikten sonra 22.03.2024 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ...'ın temyiz başvurusu yönünden Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 12.02.2024 tarihli ve 2023/1383 Esas, 2024/172 sayılı incelemeye konu kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanıklar meyve suyu bayiliği vaadiyle katılan şirketle irtibat kurup üzerine sahte imza attıkları sözleşme ve çekler düzenlemiş, bir çeki ödeyerek güven sağladıktan sonra kalan 72.767 TL'yi ödemeyip şirketi kapatarak malları tırlarla kaçırmış ve ulaşılmaz olmuşlardır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi asıl kararda istinafı, ek kararda ise bir sanığın temyizini süreden reddetmiştir.
Hukuki İlke: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli kararı uyarınca zorunlu artırım gerektiren nitelikli dolandırıcılıkta cezanın alt sınırı beş yıldan fazlaysa istem aranmaksızın CMK 150/3 gereği müdafi atanmalı ve savunma müdafi huzurunda alınıp müdafi karar duruşmasında hazır bulunmalıdır; aksi hâl CMK 289/1-e kapsamında kesin hukuka aykırılıktır.
Uygulama Sonucu: Bir sanık yönünden CMK 291/1'deki iki haftalık süre geçtiğinden temyiz REDDİNE, zorunlu müdafi atanmadan yokluğunda yargılanan diğer sanık yönünden ise CMK 302/2 gereği BOZMAYA karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: Üç veya daha fazla kişiyle işlenen ve alt sınırı beş yılı aşan nitelikli dolandırıcılıkta zorunlu müdafi atanmaması kesin bozma nedenidir; ayrıca ceza infaz kurumundaki sanığa temyiz için CMK 263 meşruhatı verilmemişse tebliğ usulsüzdür ve süre işlemez.