İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2026/1113 Karar: 2026/3400 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2026/1113 K.2026/3400

11. Ceza Dairesi 2026/1113 E. , 2026/3400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9101 Değişik iş SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2026/1113 E. , 2026/3400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9101 Değişik iş SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2026/1113 E. , 2026/3400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9101 Değişik iş SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2023 tarihli ve 2022/11979 Soruşturma, 2023/6196 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Erzurum 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/9101 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.11.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 15.01.2024 tarihli ve 2023/29628 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/19585 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/19585 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin sunduğu 05/07/2022 havale tarihli şikayet dilekçesinde özetle, şüphelilerin müşteki ile birlikte ... Ticaret ve ... Şirketi ünvanlı aile şirketinin ortakları olduğu, 08/08/2006 tarihinde müşteki adına karar defterine sahte imza atarak genel kurul toplantısında görev süresinin uzatıldığı, anılan tarihten günümüze kadar söz konusu sahteciliğe dayalı olarak şirket adına işlemler yapıldığı, şüphelilerin anılan şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları, şirkete ait itcari defter ve genel kurul karar defterini gizledikleri, şirket hakkında şirketin zararına sebebiyet verecek şekilde asılsız bilgi verdikleri, müştekiye ve müştekinin yakınlarına karşı hakaret ve tehditte bulundukları hususlarını beyan ederek şüpheliler haklarında şikayette bulunulması üzerine yapılan soruşturma neticesinde, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolduğundan bahisle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekili tarafından dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının yanı sıra hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, bilgi vermeme, tehdit ve hakaret suçları bakımından da suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, yalnızca dolandırıcılık ve sahtecilik suçları bakımından karar verilmekle birlikte, sahtecilik yapıldığı belirtilen genel kurul karar defterine dayalı olarak şirket adına işlemlerin yapılmaya devam ettiğinin belirtilmiş olması karşısında, sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin söz konusu sahte belgenin en son kullanıldığı tarih olduğunun kabulü gerekeceği, bu itibarla suç tarihinin tespiti bakımından suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı yapılacak araştırma sonucu belirlenebileceğinden hali hazırda zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, bu bağlamda sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin belirlenmesi amacıyla suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı araştırılarak, anılan belge aslının temin edilmesi halinde üzerinde imza-yazı incelemesinin yaptırılması, Öte yandan, şüphelilerin şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları şeklinde isnat edilen eylemin, dolandırıcılık suçu yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. naddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı ve anılan suç için Kanunda öngörülen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı cihetle, maddi gerçeğin tespiti bakımından; anılan suç bakımından söz konusu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının ve belirtilen dönemlerdeki ticari defter ve belgelerin getirtilip, dosyanın alanında uzman bilirkişiye tevdii sağlanarak, şüphelilerin şirkete ait para veya kazançları uhdelerinde tutup tutmadıklarının belirlenmesi, şikayete konu olayların aydınlatılmasına yarar delillerin toplanmasının ardından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit ve hakaret suçlarının işlendiği hususunda kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluşması halinde, anılan suçların uzlaşmaya tabi suçlardan olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheliler hakkında tehdit ve hakaret suçlarından da şikayetçi olunmasına rağmen, bu suçlar yönünden herhangi bir karar verilmemesi karşısında, belirtilen hususta mahallinde gereğinin takdir ve ifası yoluna gidilebileceği gözetilerek yapılan incelemede; şikâyetçi ...'nın, ... San.ve ....Şti.'nin ortaklarından olduğunun, şüphelilerin 08.08.2006 tarihinde şikayetçi adına sahte imza atmak suretiyle şirket müdürü olan şüpheli ...'nın görev süresinin süresiz olarak uzatıldığına ilişkin karar aldıklarının, bu karara istinaden pek çok hukuki işlem gerçekleştirdiklerinin, bununla birlikte; şüphelilerin şirkete ait tüm kâr ve birikimleri kendi şahsi hesaplarına aktardıklarının iddia olunması, şüphelilerden ..., ... ve ...'nın alınan ifadelerinde suçlamayı kabul etmeyerek, sorumluluğun şirket müdürü olan diğer şüpheli ...'da olduğunu savunmaları, ...'nın alınan ifadesinde ise; kağıt üzerinde yetkili olduğunu, uzun süredir şirketle ilgili bir iş ya da işlemde bulunmadığını, diğer şüpheli ...'ya vekalet verdiğini, bu şüphelinin de bankalardan kredi çekip, kendisine, ...'ya ve onun eşine kredi kartı çıkartarak şirketi borçlandırdığını söylemesi karşısında; ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirketin kurulduğu tarihten itibaren tüm yetkili ve ortaklarının belirlenmesi, şirket ana sözleşmesinin, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına ait tüm belgelerin getirtilerek incelenmesi, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine imza atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık veya zımni olabileceği dikkate alınarak bu hususun tartışılması, suça konu belge üzerindeki imzanın toplantı yeter sayısına etkisinin araştırılarak, şikayetçinin imzası olmadan da bu kararın alınabilip alınamayacağının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde belirlenmesi, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu belgenin sahte olduğunun tespiti durumunda hangi hukuki işlemlerde kullanıldığının araştırılarak suç tarihinin tespit edilmesi, şüphelilerden ...'nın alınan ifadesinde belirttiği şekilde, diğer şüpheli ...'ya vekalet verilip verilmediğinin ve şirketin usulsüz şekilde borçlandırılıp borçlandırılmadığının araştırılması, şirkete ait defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının belirlenmesi, hukuk mahkemelerinde görülen dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyası ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda hile unsurunun bulunması durumunda dolandırıcılık suçunun, aksi durumda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşup oluşmadığının şüphelilerin her biri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...suç tarihi açısından TCK da öngörülmüş olan olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin geçtiği, dolayısı ile muhakeme koşullarının ortadan kalktığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Erzurum 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/9101 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla