KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10090 E., 2010/5302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.10.2007 tarih ve 2003/726 - 2007/837 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin miras yolu ile edindiği dava dışı ... ve Madeni Eşya San. ve Tic.A.Ş.'ne ait nama yazılı hisse senetlerinin müvekkilinin hulus ve saffetinden, müzayaka durumundan yararlanılarak davalı tarafından TTK'nun emredici hükümlerine aykırı olarak devralındığını ileri sürerek, devir işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın dayandırıldığı BK'nun 21. maddesinde yazılı bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı iddialarının da doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının murisi Kamil Kızıltan'dan gelen pay ile dava dışı anonim şirkete ortak olduğu, 24.01.2002 tarihli sözleşme ile davacının dava dışı şirketten ayrıldığı, davacının hulus ve saffetinden ve müzayaka durumundan istifade iddiasının kanıtlanamadığı, gabin iddiasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava Dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacıya eşinden veraseten intikal eden ve diğer iki mirasçı ile miras taksim sözleşmesi yapılmadığı için iştirak halinde (birlikte) mülkiyet hükümlerine tabi tereke unsuru şirket hisselerinden mirasçılık hakkına tekabül eden bölümünü davalıya satması miras hükümlerine aykırı geçersiz bir işlem ise de,
diğer mirasçıların bu işleme başından beri izin ve muvafakatlarının bulunduğunu bildirmeleri ve özellikle davacının kendi iradesi ile yaptığı hisse devrinin iştirak halinde mülkiyet çözülmeden gerçekleştirilmesi nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmesinin iyiniyet kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10090, K. 2010/5302, 13 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama