KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10138 E., 2010/5205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2007/142-2008/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı .... Tic.
A.Ş. vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen TPE vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 05.07.2004 tarihinde gerçekleştirdiği, 3. sınıf ürünleri içeren, ÇOMA+şekil ibareli, 2004/20372 kod numarası verilen marka tescil başvurusunun resmî marka bülteninde ilânı üzerine, davalı şirketin 22.06.1995/160841 sayılı, COMA ibareli, 3. sınıf ürünleri içeren markasına dayanarak müvekkili başvurusunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, Markalar Dairesinin itirazı kabul ederek başvuruyu reddettiğini, müvekkilinin yaptığı itirazın, YİDK tarafından 2006/M-4842 sayılı karar ile reddedildiğini, oysa başvuru konusu işaret ile redde mesnet alınan markanın benzer bulunmadığı,
başvurunun yalnızca kozmetik ve parfümeri ürünleri ile sabunların üretiminde kullanılan doğal ürünler için ilân olunduğu, bu ürünlerin ise redde mesnet marka kapsamında bulunmadığı, bu sebeple aralarında iltibasa sebebiyet yaratabilecek derecede benzerlik bulunmadığı, kaldı ki anılan ibarenin müvekkili şirket ve onun ortakları tarafından 1983 yılından bu yana kullanılmakta olduğu, öncelik hakkının müvekkilinde bulunduğu, kullanımla ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek,
TPE YİDK kararının iptaline, redde mesnet alınan davalı markasının 3. sınıf hizmetler için tescil önceliğinin müvekkiline ait olması sebebiyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, başvurunun marka olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacının başvurusunun konusu olan işaret ile redde mesnet alınan davalıya ait markanın anlamı, görselliği, ses uyumu ve telâffuzu itibariyle aynı olduğu, tescil kapsamına alınmak istenilen ürünlerin de aynı tür olması sebebiyle anılan mallarını alıcıları nazarında karışıklığa yol açmasının muhakkak bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun konusu olan işaret ile redde mesnet alınan markanın görsel, fonetik ve umumî intiba itibariyle benzer mahiyette bulundukları, davacı başvurusunun kapsamında bulunan ve itiraz üzerine reddedilen 3. sınıftaki kozmetik ve parfümeri ürünler ile sabunların üretiminde kullanılan doğal ürünler emtialarının, redde mesnet alınan davalıya ait markanın kapsamındaki 3. sınıf ürünlerle aynı işyerleri tarafından sunulması,
piyasa anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkânının olması, dağıtım kanallarının ortak bulunması, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri ve halkın karıştırma ihtimali gibi ölçütler nazara alınarak yapılacak bir karşılaştırmada aynı tür olduklarının kabulünün zorunlu bulunduğu, davacının aynı sınıftaki yahut aynı türdeki hizmetler için anılan işareti marka olarak tescil ettirmesi,
redde mesnet marka sahibinin bu markayı taşıyan ürünler ve hizmetler için tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan davacının haksız olarak istifade etmesi sonucunu doğuracağı, davacının, redde mesnet markayı terkin ettirmeden veya anılan marka hükmünü yitirmeden, kendi markasının tescilini sağlama olanağının bulunmadığı, tescil dosyası kapsamından da anlaşıldığı üzere, hükümsüzlüğü istenilen 1995/160841 sayılı markanın tescili için eksikliklerinin 14.09.1995 tarihinde giderildiği ve tescili ile tescil belgesinin düzenlenerek 13.10.1995 tarihinde davalıya gönderildiği,
tescil ile dava tarihi arasında geçen sürenin yaklaşık 13 yıl olduğu, iş bu davanın hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, davacının iş bu davada, davalının anılan markayı kötü niyetle tescil ettirdiğine yönelik bir iddia ve ispatta bulunmadığı, davacının tescilsiz markasının ve tescilli ticaret unvanının, davalı markasının tescil edildiği 13.10.1995 tarihi itibariyle tanınmış marka olduğu hususu da iddia ve kanıtlanamadığı, bir an için öncelik hakkının davacı da bulunduğu varsayılsa bile,
her iki tarafın tescilsiz kullanımlarından başlayarak 13 yıla yakın süredir tescilli bir markanın, başlangıçta haklı sebepler bulunsa bile hükümsüzlüğü için dava açılmasının, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmiş bulunması nedeniyle kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10138, K. 2010/5205, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama