KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10096 E., 2010/1328 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2008 tarih ve 2007/276-2008/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "AYGAZ" tescilli markasını taşıyan LPG tüplerinin, bayisi olmadığı halde davalının işyerinde bulundurduğunu saptandığını ileri sürerek, davalı eyleminin haksız olduğunun, markaya tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, tüplerin toplatılmasına, imhasına hükmün ilanına, 2.000.00 YTL manevi tazminatın ve şimdilik 500.00 YTL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının maddi tazminat talebinin atiye terk nedeniyle reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, diğer istemlerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.
BK.’nun 49. maddesi uyarınca, hakimin özel durumları dikkate alarak hükmedeceği manevi tazminatın miktarı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen dahi olsa telafi etmeye elverişli, makul ve adalete uygun olmalıdır. Somut olayda ise mahkemece davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, mahkemece, davalının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesine ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür.
Mahkemece, karar başlığında davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı belirtilmemiş ise de, görevsizlik kararı üzerine davaya bu sıfatla bakıldığı anlaşılmaktadır.
Özel mahkeme olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde, benzer hukuki uyuşmazlıklarda, bu mahkemelerin görevini yürüten genel mahkemeler de ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevli kılındıklarından, özel mahkemelerin kurulduğu yerlerle aynı yargılama yöntemi uygulanmakta olup, vekil tarafından sarf edilen fikri emeğin özel mahkemenin bulunduğu yerlerde görülen davalardan bir farkının bulunmamasına göre,davacı yararına Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri için belirlenen vekalet ücreti takdiri gerekirken,genel mahkemeler için geçerli olan vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi için belirlediği maktu miktar üzerinden, kabul edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek ve Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılan davalar için geçerli olan maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10096, K. 2010/1328, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama