KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10383 E., 2010/1371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 tarih ve 2006/213 - 2008/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların lisans hakları müvekkili Siemens San.ve Tic.A.Ş.’ne ait, diğer müvekkili tarafından tescil ettirilmiş olan “Siemens” markasına tecavüz ettiklerini, böylelikle tüketicilerin güvenliğini tehlikeye attıklarını ileri sürerek, toplam 26.778 YTL maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın yetki, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin diğer davacı ile sözleşmesinin inhisarı olmadığı, marka haklarına tecavüz yönünden marka sahibi davacı adına dava açma yetkisi bulunmadığı, diğer davacının TPE'ndeki yetkili vekilinin adresinin Ankara olması karşısında davalıların ikametgahı ve fiilin işlendiği Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesini müteakip istem halinde dosyanın Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz edilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı safında hem marka hakkı sahibi hem de, marka hakkı sahibi ile yapmış olduğu basit lisans lisans sözleşmesinin tarafı olan davacı bulunmaktadır.
Uyuşmazlık, işbu davada 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 63/1. maddesi hükmünün davacılar lehine uygulama yerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplamakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle yetkili mahkemenin davalıların ikametgahı ve fiilinin işlendiği yer mahkmesi olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, asıl marka sahibinin lisans alan davacının yanında davanın başından beri yer almış olması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine, sözleşme inhisari lisans sözleşmesi olmasa da, anılan KHK'nin 63. maddesi hükmü uyarınca, davanın basit lisans sahibinin ikametgahı mahkemesinde açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın 556 sayılı KHK'nin 63/1. maddesi hükmünde gösterilen davacılardan basit lisans sahibinin ikametgahı mahkemesinde açıldığı da nazara alınarak davalıların yetki itirazının reddi yerine kabulü doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10383, K. 2010/1371, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama