KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10598 E., 2010/5615 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.089 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Taraflar arasında Görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2007 tarih ve 2008/94-2008/127 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı ve karşı davalı avukatı Ceyda Gökdemir ile davalı ve karşı davacı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davalı vekili, davalı kurum ile müvekkili şirket arasında 01.11.1995 tarihinde bir proje anlaşması imzalandığını, sözleşmenin konusunu gerek kağıt ortamında, gerekse elektronik ortamda farklı kullanıcı gruplarına hitap edecek her türlü Türkçe Sözlük hazırlama işinin yürütülmesi ve sürekli hale getirilmesinin oluşturulduğunu, sözlüğün 1998 yılında baskıya verilip aynı tarihlerde de CD ortamında sunulabilecek şekilde hazırlanıp internet kullanıcılarının hizmetine ücretsiz olarak sunulduğunu,
ortaya çıkan ürünün 2000 yılında müvekkilince Meteksan Sistem ve Bilgisayar Teknolojileri A.Ş'ne satılıp bu satıştan elde edilen gelirden davalı kurumun payına düşen (49.172.185.160) TL'nin ödendiğini, müvekkilinin 20/07/2001 tarihli yazı ile kuruma başvurarak sözleşme gereğince daha kapsamlı çalışmalara başlanmasını talep ettiğini, davalı tarafından 10.08.2001 tarihli yazıyla Kasım 1995'te imzalanan proje sözleşmesinin geçersiz olduğunun bildirildiğini, davalının tutumunun yasalara,
hukuka ve MK'nun 2.maddesine açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 01.11.1995 tarihli proje anlaşmasının hukuka ve yasalara uyğun geçerli bir sözleşme olduğunun tespiti ile davalı kurumun sözleşmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Davalı vekili, eda davasına konu olabilecek bir hususta tek olarak tesbit davası açıklayacağını, yapılan anlaşmanın Kurum mevzuatına göre aranan sartlara ve usule riayet edilerek yapılmadığını, yasal olarak bir sözleşmenin geçerli sayılabilmesi ve Kurumu bağlayabilmesi iç in TDK Bilim Kurulu, yürütme kurulu ve Yönetim Kurulundan geçerek kesinleşmesinin gerektiğini, mücerret olarak tek başına Başkan imzası ile yapılan bir sözleşmenin Kurum hükmü şahsiyetine bağlamasının söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiş, birleşen davasında ise,
muarazanın men'i suretiyle proje anlaşması başlıklı sözleşmenin baştan itibaren geçerli olmadığından iptali ile elektronik ortamda TDK Türkçe Sözlük'e vaki müdahalenin önlenmesi ile yoğun olarak (CD) üretiminin durdurulmasına, davalıdaki dökümün davacıya teslimine , şimdilik fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere (10.000.000.000) TL. tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, yargılama konusu Türkçe Sözlük isimli yapıtın 5846 sayılı FSFK'nun 2. Maddesi uyarınca ilim ve edebiyat eseri ve 6/11.
Maddesi uyarıncada veri tabanı niteliğinde eser olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin TDK'na ait eser vasfındaki Türkçe Sözlük'ün bir veri takası olarak bilgisayar programı aracılığı ile okunabilecek hale sokulması işlemini içermesi itibariyle işlenme hakkının, bunun dijital ortamda çogaltılıp umuma yayılması biçimiyle de çoğaltma ve yayma ile umuma iletim, haklarının devrini içerdiği,
FSEK 48.ve 52. maddelerine uygun olarak düzenlenmiş ise de kurum adına böyle bir sözleşmeye imza koyan kişinin hangi şartlarda imza koyabilceğinin incelenmesinin gerektiği, davalı Kurumu ait 2876 sayılı yasa, AKDT Yüksek Kurumu Tüzüğü ve AKDT Yüksek Kurumu ile Bağlı Kuruluşları Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği hükümlerine göre anılan sözleşmenin imzalanıp yürütülebilmesi için öncelikle ilgili bilim kolu tarafından konunun bir teklifle TDK yönetim kuruluna getirilmesi, anılan kurul tarafından olumlu bulunması,
yönetim kurulu tarafından onanması ve bir ihale yapılmasını müteakip tespit olunacak bir şirket ile birlikte sözleşmeye konu edilip uygulamaya geçilmesinin gerektirdiği, anılan sözleşmenin bunların hiç biri olmaksızın imza edildiği, sözleşmenin kurumun hiçbir defter, kütük veya başka bir ortamına kayıt edilmediği ve hatta kurum genel sekreterinin tutuklanması üzerine odasında yapılan aramada ele geçirildiği,
BK'nun 33/1 maddesi hükmü uyarınca temsil kamu hukukundan doğuyorsa temsilinin yetkisinin kapsamını bu konudaki yasa hükümlerinin belirleyeceği, dolayısıyla kurum başkanının sözleşme ehliyetinin bulunmadığı ve kurum organlarını bu konuda temsile yetkili olmadığı, davalı kurumun yargılama konusu bu işleme yahut 01.11.1995 tarihli sözleşmeye icazet verdiğine ilişkin bir belge ve bilgiye rastlanmadığı kurum başkanının sözleşme konusu ile ilgili ehliyetsizliğinin sözleşmenin yapıldığı andan itibaren mutlak butlanla sakat olduğu,
diğer yandan toplanan delillere göre kurumun iradesinin fesada uğratıldığı yönünde bir kabule de ulaşılabileceği, FSEK 154. Maddesi uyarınca mali bir hakkı veya ruhsatı devre yetkili olmayan kimseden devir alan kişinin iktizabının korunamayacağı gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın HUMK'nun 193/son maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekilleriinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750.00 TL. Duruşma vekillik ücretinin her bir taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20.30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
BİRLEŞEN DAVA : ANKARA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2002/249 ESAS
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2007 gün ve 2008/94-2008/127 sayılı kararı onayan Daire’nin 20.10.2010 gün ve 2008/10598-2010/5615 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından maddi hatanın düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, evrak üzerinde düzenlenen rapor dinlenildikten sonra, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı-karşı davacı ... Dairemizin 20.12.2010 tarih ve 2010/12810 Esas, 2010/13018 Karar sayılı onama ilamında 20,30 TL harcın kendilerinden tahsiline karar verildiğini, ancak kurumun harçtan muaf olduğunu ve bu hususun maddi hata teşkil ettiğini iddia ederek Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'ne 21.05.2014 tarihli dilekçe ile başvurmuş; yerel mahkemece de mahkeme kararı, onama kararı ve karar düzeltme talebinin reddine dair Dairemiz kararıda eklenmek suretiyle Dairemize gönderilmekle tüm evrak incelendi.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi gereğince Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan muaf olup davalı-karşı davacı da Genel Bütçeye dahil olmakla (1) nolu Tarife'de gösterilen yargı harçlarından muaftır. Bu durumda, Dairemizin onama ilamında 20,30 TL harcın davalı kurumdan tahsilini ilişkin olarak verilen kararın maddi hataya müstenid olduğu anlaşılmakla, talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10598, K. 2010/5615, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama