KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10601 E., 2010/1898 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/02/2008 tarih ve 2006/364-2008/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında 4.708,69 YTL’nin kullanılarak 3.500 USD’nin alındığını ve bu tutarın aynı şubedeki başka hesabına aktarıldığını, daha önce hesapta bulunan 6.300 USD ve hesaba aktarılan 3.500 USD’nin toplamı olan 9.800 USD’nin aynı gün davalı bankanın Konya Şubesindeki ... ismindeki bir şahıs adına açılmış USD hesabına aktarıldığını, bu suretle müvekkilinin toplam 9.800 USD tutarındaki parasının alınmış bulunduğunu, sözkonusu havale tutarının sahte kimliğe istinaden ...’e ödenmiş olduğunu, olayın davalı bankanın kullandığı sistemin tam güvenli olmamasından kaynaklandığını,
olayda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin istemine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 9.800 USD tutarındaki paranın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın kendi internet sitesinin güvenliğini sağlamış olduğundan davacının hesabından yapılan havale işlemleri ile ilgili olarak müvekkili bankaya izafe edilecek kusur bulunmadığını, müvekkili bankanın güvenlik uyarılarını dikkate almadığından zararın davacının kendi kusurundan doğduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre güven kurumu olan doğru hesap sahibine ödeme yapma ve mevduatı muhafaza yükümlülüğü bulunan davalı bankanın % 80 oranında, kişisel bilgilerini muhafazada kusur nedeni ile davacının da % 20 oranında kusurlu oldukları sonucuna varılarak, YTL ve USD üzerinden yapılan işlemler dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 5.040 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre, 3.766,95 YTL’nin de dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlardaki yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece davaya konu havale işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin ele geçirilmesi sonucu elektronik ortamda gerçekleştirilmiş olduğu, kişisel bilgilerle elektronik ortamda yapılan işlemlerin yazılı talimat yerine geçtiği, olayda davacının % 20, davalı bankanın % 80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, davalı banka kusur oranına isabet eden kısımdan sorumlu tutulmuştur.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.BK’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup,
mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın sorumlu olmasına göre davaya konu miktardan davalı bankanın tamamen sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10601, K. 2010/1898, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama