KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10606 E., 2010/1409 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2008 tarih ve 2007/20-2008/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 1. FSHM’nin 2003/299 E. ve 2004/609 K.sayılı kararıyla tanınmış marka olduğu tespit olunan, 5, 16. sınıf emtiaları içeren MOLFİX ibareli 1997/180117, 35. sınıf hizmetleri içeren MOLFİX ibareli 2001/15759, 3, 5, 16. sınıf emtiaları içeren MOLFİX ibareli 2002/9709, 5. sınıf emtiaları içeren MOLFİX ibareli 2003/5075 ve yine MOLFİX ibareli değişik sayılar ile tescilli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan, bunların tanınmışlığından haksız yarar sağlayabilecek olan, 3/1-9, 5/1-10 ve 44/1-4. sınıf mal ve hizmetleri içeren 2004/14073 numaralı MOLLİS ibareli,
davalı ...’ e ait marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK’nun 2006/M-2313 sayılı kararı ile başvuru konusu işaret ile itiraza mesnet markaların iltibas yaratabilecek derecede benzer bulunmadığı gerekçesiyle ret edildiğini, davalı başvurusunun tescilinin müvekkilinin MOLFİX ibareli markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, ayırt edici karakteri ile itibarına zarar verebileceğini ileri sürerek, YİDK 2006/M-2313 sayılı kararının iptalini ve davalı adına tescil sağlanmış ise markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacıya ait markalar ile davalıya ait MOLLİS ibaresinin KHK’nin 7/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını, marka tanınmış olsa dahi farklı sınıftaki mal ve hizmetlerin tesciline engel olabilmesinin belli koşullara bağlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının MOLFİX kök ve esas unsurlu seri markalarının bulunduğu, davalı markası MOLLİS ile davacıya ait markaların sescil, biçimsel ve umumi intiba itibariyle benzer olduğu, başvuruda yer alan şeklin ve MOLFİX ibaresinin MOLLİS olarak yazılması ileanlam farklılığının ikisi arasında yer alan karıştırmaya sağlayabilecek derecedeki benzerliğin etkilerini ortadan kaldırmaya elverişli bulunmadığı,
seri olarak algılanmaları yüksek olan markalarda ayırt ediciliğin bir harf veya bir hece ile oluşturulacak basit bir farklılıkla sağlanamayacağı, davalıya ait MOLLİS işaretinin, davacıya ait öncelik hakkına sahip MOLFİX ibareli markalar ile benzer bulunduğu, davalı başvurusunun kapsamında bulunan 3/1-19 ve 5/1-10. sınıf ürünlerinin davacıya ait MOLFİX ibareli markaların kapsamında aynılarının bulunması, aynı işyerleri tarafından sunulması, benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme olanaklarının bulunması, dağıtım kanallarının ortak bulunması,
hedeflenen halk kesimleri ve halkın karıştırma ihtimali gibi ölçütler nazara alınarak yapılacak bir karşılaştırmada aynı tür oldukları; ilaç ürünleri bakımından işaret ve marka etken madde isminden türetilmediğinden benzerliğinin kabulünün zorunlu bulunduğu, 5. sınıf ürünlerinden gerek reçete ile satılacak olanlar bakımından doktor ve eczacılar bakımından, gerekse reçete ile satılması gerekmeyenler için ortalama düzeydeki tüketiciler bakımından birinin yerine diğerinin alınması/yazılması biçiminde bir karışıklık doğmasının mümkün bulunduğu,
2004/14073 sayılı başvuru bakımından 3 ve 5. sınıf mallar için 556 sayılı KHK’nin 7/b ve 8/b maddelerindeki hususun davacı yararına gerçekleştiği, davacının MOLFİX ibareli markasının 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi hükmünün tanımladığı manada tanınmış marka olduğu,
davalı başvurusunun kapsamında bulunan 3 ve 5. sınıf ürünlerin davacı başvurusunun kapsamında bulunanlarla aynı, 44. sınıftaki bir kısım hizmetlerin ise farklı tür olmasına rağmen davacı markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalıya ait aynı ibarenin aynı veya farklı tür ürün ve hizmetlerle ilgili alanlarda tescilinin, davacının bu markayı taşıyan ürünler için tüketiciler/hizmetten yararlananlar nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan haksız olarak istifade edilmesi sonucunu doğuracağı, davacının reklam gücünden haksız biçimde yararlanacağı,
sunduğu mal ve hizmete ilişkin satışlarını artıracağı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK’nun 2006/M-2313 sayılı kararının iptaline, davalı başvurusu eksikliklerinin giderilmemesi sebebiyle hükmünü yitirdiğinden ve marka olarak sicile tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10606, K. 2010/1409, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama