KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10712 E., 2010/1903 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2006/962-2008/1656 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İsmail Yazgan isimli şahıs tarafından 03.06.2005 tarihinde müvekkili bankanın Hakkari Şubesi vasıtası ile Gaziantep Şubesi mudisi davalı ...’un hesabına 2.000 YTL havale yapılmasının istendiğini, ancak Hakkari Şubesi tarafından yanlışlıkla havalenin 2.000 Euro olarak Euro hesabına gönderilmiş olduğunu, yanlışlığın öğrenilmesi üzerine sözkonusu yanlış işlemin manuel olarak iptal edildiğini ve davalının YTL hesabına 2.000 YTL havale yapıldığını, 2.000 Euro tutarındaki havalenin ise bilgisayarda on-line olarak iptali sağlanamadığından iptal işleminin gerçekleşmediğini ve bu meblağın da davalının hesabına geçtiğini,
davalının her iki hesaptaki paraları da çektiğini, 2.000 Euro’nun iadesinin talep edilmiş olmasına rağmen davalının sözkonusu tutarı iade etmediğini ileri sürerek, davalıya haksız olarak ödenmiş bulunan 2.000 Euro’nun 03.06.2005 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki kur karşılığı YTL olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın haksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre 2.000 Euro tutarındaki havalenin sehven yapılması nedeni ile davalının sebepsiz olarak zenginleştiği ancak paranın geri ödenmesi hususunda dava tarihinden önce herhangi bir ihtarın bulunmadığı, davalının kötü niyetli olarak da kabul edilemeyeceği gerekçesiyle 2.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte (yasal faiz oranını aşmamak üzere) ödeme tarihindeki YTL karşılığı ile davalıdan alınmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalının hesabına yanlışlıkla havale edilen 2.000 Euro’nun davalının hesabına yatırıldığı 03.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalıya davaya konu tutarı geri ödemesi hususunda davadan önce herhangi bir ihtarda bulunulmadığı,
davalının kötü niyetli olarak da kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalının hesabına yanlışlıkla gönderilen 2.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.Davalının hesabına yanlışlıkla geçen davaya konu tutardan davalının parayı çektiği tarihten önce haberdar olduğu veya bu konuda davalıya bir ihtarın yapıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığından davalının sebepsiz olarak zenginleştiği ve bu durumu öğrendiği tarihin sözkonusu parayı çektiği 16.08.2005 tarihi olarak kabulü gerektiğinden davalının davacı zararına sebepsiz olarak zenginleştiği ve bu durumu bilmesi gereken tarih olan
16.08.2005 tarihinden itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı gerekçe ile dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi kabul şekline göre de mahkemece 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faize karar verilmesi yerinde ve yeterli iken bu hükmün devamında “yasal faiz oranını aşmamak üzere” ibaresinin yazılması suretiyle hükümde karışıklık ve infaz sırasında tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş olup,
kararın bu yönlerden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönlerden HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10712, K. 2010/1903, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama