KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10845 E., 2010/1720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/05/2008 tarih ve 2006/568-2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İtalya’daki firmadan ithal ettiği güneş gözlüklerinin taşınmasının davalı tarafça üstlenildiğini ancak emtianın 85 adedinin eksik teslim edildiğini ileri sürerek, eksik emtia bedeli ve yoksun kalınan kar tutarı olarak şimdilik 25.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin acente olduğunu, asıl taşıyan olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının taşıyanın acentesi olduğu ve davanın da taşıyana izafeten açılmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma akdinden kaynaklandığı iddia olunan alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davalının taşıyıcı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna istinaden davalının taşıyıcı olmadığı ve navlun bedelini tahsil etmesinin davalıyı taşıyıcı kılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 16.05.2005 tarihli belge ile davalı taşımayı üstlendiği gibi, navlunu da kendisi tahsil etmiştir. Ayrıca, hava taşıma senetlerinin davalı tarafından düzenlenmemesi de davalının taşıyıcı olmadığı sonucunu doğurmayacaktır.
Bu durumda mahkemece, davalının acente değil, ithal edilen emtianın taşıyıcısı olduğunun kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10845, K. 2010/1720, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama