KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11000 E., 2010/2017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/03/2008 tarih ve 2006/172-2008/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin turizm ve seyahat sektöründe TURA TURİZM ibaresi ile faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın TURA ibaresi üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığı halde Ekim 2004’den beri bu ibareyi kullandığını ve müvekkil şirketin bir alt acentesi izlenimi yaratmaya çalıştığını, müvekkil şirketin markalarına tecavüz teşkil ettiğini, 2005/24 D.İş sayılı dosyada ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkili şirket adına 185280, 98/6071 numara ve 2004/04 numara ile TURA markalarının tescilli olduğunu, müvekkil şirketin 1966 yılında kurulduğunu, en son 1991 yılında TURA TURİZM ve TİCARET unvanını aldığını ileri sürerek,
davalının müvekkilinin ticaret unvanına, tescilli markalarına tecavüz teşkil eden fiillerinin meni ve haksız rekabetin meni ile 10.000,00 YTL maddi ve 10.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının seyahat acente isminin SAEMER TUR olduğunu ve bu adla seyahat acente belgesi aldığını, davacının 1618 sayılı Yasa gereği SEAMER TURİZM seyahat acente belgesi ile TURA TURİZM adı altında seyahat acente hizmeti veremeyeceğini, müvekkilinin seyahat acente belgesi TURA TURİZM olan “TURA TURİZM SERVİSLERİ TİCARET A.Ş.” isimli şirketle işbirliği yaptığına ilişkin ilan verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TURA, TURA TURİZM ibareleri markaları bulunduğu, markaların turizmle ilgili taşımacılık ve seyahat düzenleme hizmetlerini içerdiği, davacı şirketin ilk unvanı Tura Turizm ve Tic.
Adi Komandit Şti....ve ortakları iken 1991 yılında Tura Turizm Tic.A.Ş. olduğu, A Grubu Seyahat Acentesi İşletme Belgesi’nde işletme unvanı olarak “Seamer Tours Seyahat Acentesi” ibaresinin yer aldığı, davalının gazetelere verdiği gezi reklam ve ilanlarında “TURA TURİZM işbirliğiyle” ibaresini kullandığı, bu hususun 2005/24 D.İş sayılı dosyada tespit edildiği, davalı bu ilanları dava dışı Tura Turizm Servisleri Tic.A.Ş. izniyle gerçekleştirdiğini ileri sürmüş ise de bu izni kanıtlayacak belge sunmadığı, ihlale konu markaların sahibi davacının da izninin bulunmadığı,
dava dışı Tura Turizm Servisleri Tic.A.Ş. adına kayıtlı TURA ibareli marka bulunmadığı, davacının Seyahat Acentesi İşletme Belgesi’nde Seamer Tours ibaresini kullanmasının idari bir işlem olup davacı markasının kullanımı bakımından sonuca etkisinin bulunmadığı, davalının gazetelere “TURA TURİZM işbirliğiyle” ibaresini kullanarak reklam vermesi eyleminin marka hakkına tecavüz ve davacı şirketin iştigal konuları arasında turizm ve seyahat işleri de olması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğu,
davacının manevi zararının oluştuğu, davacının maddi tazminat talebini atiye bıraktığı gerekçesiyle maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının “Tura” ibaresini turizm alanında kullanması eyleminin davacı adına kayıtlı 185280 sayılı “Tura Turizm” ve 200404 sayılı “Tura Marin” ibareli markalarından doğan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının tespit edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin meni’ne,
takdiren 10.000,00 YTL manevi tazminatın ihlal eylemlerinin başlangıcı olarak saptanan 24.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11000, K. 2010/2017, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama