KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11231 E., 2010/1974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.01.2008 tarih ve 2006/336-2008/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Koç” ticaret unvanını ve markasını tanınmış hale getirdiğini, davalı şirketin “K KOÇ UN SANAYİ A.Ş.” ibaresi ile yaptığı marka tescil başvurusuna itirazlarının, diğer davalı TPE’nce nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK’nun 04.09.2001 tarih ve M-1317 sayılı kararının iptalini, diğer davalı şirket adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, davalı şirketin haksız rekabet oluşturan fillerinin tespit ve önlenmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz’e ait 13.10.2003 tarihli ilama dayanılarak, davacının tescilli markalarının davalı başvurusundan sonra olduğundan mahkemece inceleme dışı bırakıldığı, ancak davacının “KOÇ” ayırıcı işaretini taşıyan ticaret unvanı ile tescilsiz markasının, davalı şirketten çok daha eski tarihlerden itibaren, yine davalının başvurusu kapsamında bulunan ürünleri içerecek biçimde ticari faaliyette kullanıldığı, davalının başvurusunda göze ve kulağa hitap eden kelimenin “KOÇ” ibaresi olduğu, bu ibarenin yanında kullanılan eklerin benzerliği ortadan kaldırmadığı,
dolayısıyla 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesindeki şartların davacı yararına gerçekleştiği, bunun yanında davacının tescilsiz markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalının bu ibareyi aynı ve farklı ürünlerde tesciline engel olabileceği, öte yandan davacının usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının davalı
tarafından marka olarak kullanılmasının aynı KHK’nin 8/5. maddesi ile de bağdaşmayacağı, zira davacının iştigal alanı içinde davalı başvurusu kapsamındaki ürünlerin de bulunduğu, mücerret tescil başvurusunun marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet yaratmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı TPE YİDK’nun 04.09.2001 tarih ve M-1317 sayılı kararının iptaline, davalı başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11231, K. 2010/1974, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama