KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11245 E., 2010/1979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2008 tarih ve 2006/637-2008/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı bulunan elektronik cihazın uğradığı (6.704,14) YTL tutarındaki hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucuna durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalinin ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın poliçe tanzim tarihinden önce meydana geldiğini, ayrıca motor mili dişlerinde ve kayışta meydana gelen hasarın mutad kullanım ve aşınma sonucu oluştuğundan poliçe genel şartlarının 3/e maddesi uyarınca teminat haricinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hasarın elektrik arızasından kaynaklandığı ve poliçe teminat süresi içinde meydana geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının (6.704,14) YTL üzerinden iptaline, bu tutara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, elektronik cihaz sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, bir malın muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa’nın 1270. maddesi hükmü gereğince, bir başkasının hesabına ve onun lehine de sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı konumunda olan, nam ve hesabına sigorta sözleşmesi yapılan kimse olduğuna göre, sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu sigorta sözleşmesinin, kiracı ve cihazı kullanan sıfatıyla davacı Artı Sistem Ltd. Şti. adına, sigortalı sıfatıyla da dava dışı Yapı Kredi Finansal Kiralama AŞ. yararına düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, dava dışı Yapı Kredi Finansal Kiralama AŞ.’nin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatinin olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus tamamlanmadan işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11245, K. 2010/1979, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama