KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11615 E., 2010/2270 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
455 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2007 tarih ve 2007/102-2008/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili Esge firmasının 1881 yılından beri faaliyet gösterdiğini, ‘ESGE’ ibareli markasını 1931 yılında ilk defa Almanya’da tescil ettirdiğini, ayrıca Madrid sistemi ile 22 ülkede tescilini sağladığını, bugün 27 ülkede geçerli topluluk marka belgesi sahibi olduğunu, diğer müvekkili vasıtasıyla Türkiye’de de üretim yaptırdığını, aynı alanda faaliyet gösteren davalının ‘esge’ ibareli markayı 2004 yılında adına tescil ettirdiğini öğrendiklerini, ayrıca bu davalının müvekkili Ebatex firması aleyhine markasına tecavüz ettiğinden dolayı suç duyurusunda bulunduğunu, oysa markanın gerçek sahibinin müvekkili Esge olduğunu,
davalının kötüniyetli olarak tanınmış markayı tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne, 10 Milyar maddi ve 10 Milyar manevi tazminatın tahsiline ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların aynı şirket olarak kabulünün gerektiğini, vergi ve diğer avantajlar sağlamak için davacı Ebatex’in diğer davacı tarafından kurulduğunu, müvekkilinin tescilli marka sahibi olduğunu, ihracat yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı markasının 04.10.2004 tarihinde 18, 25 ve 35 nci sınıf mallar ve hizmetlerde kullanılmak üzere ‘esge’ ibaresiyle tescil edildiği, bu ibarenin davacı ... firmasının unvanı bulunduğu, Paris Konvansiyonunun 8 nci maddesi uyarınca tescilsiz korunacağı, ancak spesialite prensibi gereği korumanın ticari faaliyetle sınırlı olacağı, kötü niyete de dayanıldığı, anılan davacının ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğu,
aynı Konvansiyonun 2 nci maddesi ve 556 sayılı KHK.nin 8/2 nci maddesi uyarınca davacı ...’nin bu hakka dayanacağı, zira 1995 yılından beri diğer davacı ile yaptığı sözleşme uyarınca markasını Türkiye’de kullandığı, tanınmışlığın kanıtlanmadığı, öncelik hakkı olmayan diğer davacı Ebatex firmasının aktif dava ehliyetinin olmadığı,
tescile itiraz edilmemesi dolayısıyla tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle Ebatex firmasının açtığı davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine, diğer davacının davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli markanın 18 ve 25 nci sınıf ürün ve hizmetlerin tamamı ve 35 nci sınıftan müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malları bir araya getirmesi hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11615, K. 2010/2270, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama