KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11664 E., 2010/2497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2008 tarih ve 2006/351-2008/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin akrilik elyaf üretiminde 37 yıldır faaliyette bulunan, Türkiye pazarının %95'ini Dünya pazarının %10'unu elinde tutan bir şirket olduğunu, davalının ise 16 yıldır müvekkilinin evrak ve faturalarının dağıtımı işini yaptığını, ancak 07.04.2006 tarihinde 30 adet faturanın 17 adedini kaybedip 20.04.2006 tarihinde ise "..." isimli şirket faturasını "..." adlı şirkete ve "..." faturasını da "...
İplik" adlı şirkete teslim ettiğini, böylelikle müvekkilince satılan ürün faturalarının, müşterilerle yaptığı ticari sır niteliğindeki yazışmaların yanlış adreslere gönderilmesi veya hiç ulaşmaması dolayısıyla müşterileri nezdinde yersiz olarak sorgulanıp güvenilirliğinin sarsıldığını ve prestij kaybına uğradığını ileri sürerek, (10.000) YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 17 faturanın müvekkilince teslim edilen THY tarafından kaybedildiğini, iki belgenin ise değişik adreslere gönderilse de durumun farkedilmesi sonucu hatanın hemen düzeltildiğini, davacının manevi zarara uğramadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, bir kısım gönderilerde davalı tarafından hata yapıldığı ve anında düzeltildiği, bir kısmında ise herhangi bir gönderinin bulunmadığı, davalının davacı şirketin şahsiyet hakkına hukuka aykırı bir saldırısının olmadığı ve davacının manevi bir zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
BK.’nun 49. maddesi uyarınca şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zarar ve ziyan ve hatanın hususi ağırlığı icap ettiği surette manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ itasını dava edebilir. Esasen tüzel kişilerin manevi zarara uğrayabileceği mahkemenin de kabulünde olup, mahkemece somut olayda davacının şahsiyet haklarına hukuka aykırı bir saldırının olmadığı ve davacının manevi bir zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa somut uyuşmazlıkta davacıya ait 17 adet faturanın taşınmak üzere davalıya teslim edildiği halde kaybedildiği, 2 faturanın da yanlış şirketlere teslim edildiği hususları davalının dahi kabulündedir.
Her ne kadar mahkemece davalı tarafından bir kısım gönderilerin yanlış adreslere teslim edilse de faturaların tekrar doğru adreslere taşınmak suretiyle hatanın anında düzeltildiği, bu nedenle de davacının manevi bir zarara uğramadığı kabul edilmişse de davacının uğradığı zarar bununla kalmamış, davalının ... Tekstil AŞ.’ne gönderilen faturayı ... AŞ’ne, ... AŞ.’ne gönderilen faturayı da ...
AŞ.’ne teslim etmesi sonucunda, davacının bu şirketlere vermiş olduğu ve ticari sır niteliğini taşıyan farklı birim satış fiyatları diğer şirketlerce de öğrenilmiş, bu nedenle olayla hiç ilgisi bulunmayan ...AŞ. ile davacı şirket arasında sorunlar yaşanmış ve davacının faaliyette bulunduğu sektördeki ticari itibarı ve güvenilirliği sarsılmış, hatta bu konuların davacının katıldığı Gaziantep Fuarı’nda gündeme getirildiği hususu dahi davacı tarafından kanıtlanmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı taşıyıcının dava konusu hatası nedeniyle davacının şahsi menfaatlerinin ciddi anlamda zarara uğramış bulunduğu kabul edilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11664, K. 2010/2497, 8 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama