KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11716 E., 2010/2515 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Salihli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2005/315-2008/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalı emtianın Bursa'dan Çeşme'ye taşınması işinin davalıların maliki ve sürücüsü olduğu kamyonla yapılması konusunda anlaşılmasına rağmen aracın yükle beraber ortadan kaybolduğunu, sigortalısına müvekkilince 20.468,99- YTL.nin ödendiğini ileri sürerek, şimdilik bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu olayla müvekkilinin hiç bir ilgisinin olmadığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı aracı 21.05.2004 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye kiraladığını savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan ...'ya ait kamyonun işleticisi ... ile davacı ... şirketinin sigortalısı arasında 10.06.2004 tarihli taşıma konulu taahhütname yapıldığı, poliçede kiralık araçlarla yapılan taşımalarda şerhi düşülerek 18.8.2004 tarihinden itibaren sigorta şirketinin zararın %50 sine katılacağının belirtildiği, davalı ...'nun sorumluluğunda iken kaybolan 888 koli emtia bedelinin 16.729,92- YTL. olarak belirlendiği, davalı ...'nun belirtilen bu zararın yarısından sorumlu tutulmasının gerektiği, davalı ...' ile sigortalı arasında taşıma sözleşmesinin yapılmadığı,
sözleşmede bu davalının imzasının olmadığı gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 8.364,96- YTL. nin bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan ... temyiz etmiştir.
1-Dava, davacıya taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalı emtianın davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçla yurt içi taşınması sırasında aracın yükle beraber ortadan kaybolmasından kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, davacı ... şirketi 13.08.2004 tarihinde düzenlemiş olduğu taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalıya ait emtianın taşınmasını 10.6.2004-10.06.2005 tarihlerini kapsar biçimde sigortalamış, dava konusu taşıma 10.06.2004 tarihli taahhütname ile yapılmış, aynı tarihli navlun faturası kesilmiş, emtianın varma yerine ulaşmaması üzerine sigortalı tarafından 15.06.2004 tarihinde davalılar aleyhinde suç duyurunda bulunulmuş ve davacı tarafça 01.09.2004 tarihli taşıyıcı sorumluluk kombine poliçe eki düzenlenmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın aktif husumeti bulunup bulunmadığı tartışılmakızın, davanın davalılardan sürücü yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
Oysa, TTK.nun 1279 ncu maddesine göre, sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesinin hükümsüz olup, davacı ... şirketince düzenlenen sigorta poliçesi ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen rizikolara karşı teminat verilmiş ise de, poliçenin geriye dönük olarak rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği açıktır.Kadı ki dosya arasında bir örneği bulunan ve davacı tarafından sunulduğu anlaşılan taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi başlıklı sözleşmenin dahi 21.06.2004 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakta olup,
ibranamede sigortalının davacı ... şirketine dava konusu ile ilgili BK.nun 162 vd. maddelerine uygun bir temlikinin de bulunmaması karşısında davacının aktif husumetine ilişkin olarak alacağın temliki hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının aktif husumete ehil olup olmadığının denetime elverişli bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalılardan ...'nun ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11716, K. 2010/2515, 8 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama