KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12169 E., 2010/6929 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.04.2008 tarih ve 2007/78-2008/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davacı ...I.C. vekili Av.... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin akaryakıt pazarlama ve dağıtımı alanında dünyaca tanınmış olduğunu, 1991 yılında İngiltere’de akaryakıt istasyonunun şeklinden oluşan markayı tescil ettirmiş olduğunu, Madrid protokolü kapsamında Türkiye’de yapılan tescil başvurusunun davalının Markalar Dairesi tarafından reddedildiğini, itiraz üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirilme Kurulu tarafından da itirazlarının reddedildiğini, oysa işaretin marka olma özelliğine sahip olduğunu, ayırt edici niteliği bulunduğunu ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere ve bilirkişi raporuna göre, davacının şekilden ibaret olan markayı tescil ettirmek istediği, bu markanın başka bir benzerinin davalı nezdinde tescilli olduğu, davaya konu işaretin bir bütün olarak üzerinde yer alan renk kompozisyonu ile birlikte davacının tescil talep edilen mallar yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, başvuru tarihi itibarıyla davacının 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi uyarınca kullanımla ayırt edicilik sağlandığını da kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12169, K. 2010/6929, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama