KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12392 E., 2010/3917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2008 tarih ve 2006/418 - 2008/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...Varisleri Kolektif Şirketi-..., ...” unvanlı şirketin davalı ... ile birlikte eşit oranda ortakları iken davalı banka nezdinde anılan şirket adına hesap açtırıldığını, şirket hesabından para çekilebilmesinin ancak müvekkili ile davalı diğer ortağın birlikte atacakları imzaları ile mümkün olduğunu, buna rağmen davalı banka hesabındaki paraların müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle sahte imzalar atılarak çekilmiş veya başka hesaplara aktarılmış bulunduğunu, şirket paralarının bu şekilde sahte imzalar ile çekilerek davalı ...’in zimmetine geçirilmesi olayında bankanın da sorumluluğunun olduğunu,
bu olay nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 YTL maddi, 30.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının davaya konu hesaptan yapılan tüm işlemlerden haberdar olduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu hesabın “...varisleri Kolektif Şirketi-..., ...” adına açılmış olduğu, davacının bu hesapla ilgisinin bulunmadığı, hesap sahipliğinin ve hesapta tasarruf yetkisinin anılan şirkete ait olup, davacının şirketteki hissesini 22.03.2005 tarihinde devrettiği, bu durumda davacının şirket adına hareket etme olanağının olmadığı sonucuna varılarak, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12392, K. 2010/3917, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama