KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12853 E., 2010/8434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
931 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2005/564-2008/299 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait tekstil ürünlerini İngiltere’deki alıcısına teslim etmek üzere taşınmasını gerçekleştirdiğini, davalının navlun bedelini ödemediği gibi alıcının da malları teslim almadığını ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle müvekkilinin emtiayı İngiltere’deki gümrük depolarına indirmek zorunda kaldığını, davalıya da göndermiş olduğu talimat ile durumdan haberdar ederek problemi çözmesini istediğini, ancak davalının bir çözüm bulmadığını, müvekkilinin sözkonusu malların depolama ve gümrük masraflarını da karşıladığını, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen davalının navlun bedelini ve masrafları ödemediğini,
malların İngiltere gümrüğüne terk edilmek zorunda kalındığını, müvekkilinin malların millileşmesi ve imhası için İngiltere makamları tarafından tahakkuk ettirilen yaklaşık 463,74 GBP masrafı da ödemek zorunda kaldığını, davalının navlun bedeli ile müvekkili tarafından yapılan masraflardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4.190,00 GBP navlun faturası bedeli, 7.060,90 GBP gümrükte yapılan masraflar bedeli ve 463,74 GBP malların millileşmesi masrafları olmak üzere toplam 11.714,64 GBP’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin merkezinin Adana olması nedeniyle davanın HUMK’nun 9 ncu maddesi uyarınca Adana’da görülmesi gerektiğinden öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının müvekkili şirkete ait malları süresinde İngiltere’de bulunan alıcıya teslim etmediğini, malların nerede olduğu konusunda müvekkilini bilgilendirmediğini, bu nedenle davacının istemlerinin haksız olduğunu savunarak,
davanın yetki ve esas yönlerinden reddini istemiş, açılan karşı davada ise müvekkili şirkete ait malların davacı tarafından İngiltere’de gümrük depolarına terk edildiğini, malların dava tarihi itibariyle değerinin 57.598,00 YTL olup, davacının eylemi nedeniyle müvekkilinin bu miktarda zarara uğradığını ileri sürerek, anılan miktarın faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili karşı davaya yanıtında, gönderilen malların bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını,davalı-karşı davacının sözkonusu alacağını malları teslim almayan yurt dışındaki alıcı şirketten talep etmesi gerektiğini savunarak, karşı davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği nazara alınarak BK’nun 73/1 nci ve HUMK’nun 10 ncu maddeleri uyarınca yetki itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasına girilmiş, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taşıyıcının göndericiden talimat istemeden malı antrepoya bırakma hakkının olmadığı,
davacının malın kaybı ve hasarı sözkonusu olmadığı için 4.190 GBP navlun ücretini davalı-karşı davacıdan isteyebileceği, davalı-karşı davacının kendi kusurundan kaynaklanmayan antrepo ve imha masrafından sorumlu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 4.190 GBP’nin davalıdan faiziyle birlikte alınmasına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, karşı davada ise davalı-karşı davacının taşımaya konu mal bedelini kanıtlayamadığından karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.Somut olayda mahkemece verilen kararı katılım yolu ile temyiz eden davacı-karşı davalı vekili tarafından anılan işlemler yapılmaksızın verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Asıl dava, davacının CMR hükümlerine tabi olarak gerçekleştirdiği taşımadan kaynaklanan navlun ücreti ile yurt dışındaki alıcının ve davalının kusuru nedeniyle yapmak zorunda kaldığı harcamaların tahsili, karşı dava ise davacının malları süresinde yurt dışındaki alıcıya teslim etmemesi, gümrük deposuna terk etmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının malın kaybı ve hasarı sözkonusu olmadığı için navlun ücretini davalıdan isteyebileceği, ancak davacının talimat almaksızın malları antrepoya koymasından kaynaklanan ziyanından dolayı davalı-karşı davacıya karşı sorumlu olduğu taşımaya konu mal bedelinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında taşıma ilişkisinin mevcut olduğu, malların yurt dışındaki alıcıya teslim edilmemiş olduğu, davacının kendiliğinden malları antrepoya bıraktığı, bu hususlarda gerek taraflar arasında gerekse yurt dışındaki alıcı tarafından yazışmalar yapıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde davacı malların imha edildiğini ileri sürmektedir.
Davacı taraf, gerek malların alıcı tarafından teslim alınmaması gerekse gümrüğe terk etmek zorunda kalmasının davalının kusurundan kaynaklandığını ileri sürmüş, davalı ise davacının malları teslim etmediğini, gümrük deposuna terk ettiğini savunarak, davanın reddini, açtığı karşı davada ise zararının tazminini istemiştir.
Davacı taşıdığı malların imha edilmiş olduğunu kabul etmiş olmasına göre mahkeme malların alıcıya teslim edilmemesi, sonrasında da gümrük deposuna terk edilerek imha edilmesinde dosyada mevcut taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler dikkate alınarak taşınan malların imha suretiyle ziyaa uğramasında tarafların kusur oranlarının tespit edilerek buna göre davacının navlun ücreti olarak talep ettiği ancak içeriğinde navlun bedeli dışında 1.940 İngiliz Poundu depolama ve 350 İngiliz Poundu gümrükleme bedelinin de bulunduğu 4.190 Pound miktardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesi gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden bu bedelden
davalının sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi, davalı karşı davasında mal bedelini istemiş olmasına göre davacının taşıdığı malın imha edilerek ziyaa uğramasındaki kusur durumunun ve sorumluluğunun CMR hükümleri uyarınca belirlenerek sonucuna göre anılan Konvansiyon kapsamında bir tazmin borcunun olup olmadığının ve miktarının tespiti gerekirken yazılı gerekçe ile karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12853, K. 2010/8434, 15 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama