KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12882 E., 2010/3913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.03.2008 tarih ve 2006/418-2008/55 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardır spor giyim malzemeleri ürettiğini, müvekkilinin şekilden ibaret marka tescil başvurusunun davalı tarafından marka olma niteliğini haiz olmadığı gerekçesiyle 556 sayılı KHK’nin 7/1-a maddesi uyarınca reddedildiğini, oysa, davalının çeşitli renk ve çizgilerden oluşan işaretleri marka olarak kabul etmiş olmasına rağmen müvekkiline ait marka tescil başvurusunu reddetmesinin yasaya, eşitlik ilkesine, hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2005-M-4289 sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasına, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu marka tescil başvurusunun yapılan inceleme sonucu 556 sayılı KHK’nin 7/1-a maddesi delaletiyle bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği hükmünü içeren 5 nci maddesi uyarınca marka olma niteliğini haiz bulunmadığı ve ayırt edici nitelik taşımadığı sonucuna varıldığından başvurunun reddine karar verildiğini, alınan kararın hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu dört adet dikey siyah dikdörtgen şeklindeki marka tescil başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflar yönünden ürünün resmi veya ürünü doğrudan akla getiren tasvirler olduğunun kabul edilemeyeceği, bu durumda davacı başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a maddesi uyarınca reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2005-M-4289 sayılı kararının iptaline, başvurunun resmi marka bülteninde yayınının idari işlemlerden olduğu, mahkeme kararının ilanının ise yasal dayanağı bulunmadığından bu istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile marka tescil başvurusuna konu işaretin 556 sayılı KHK’nin 5 ve 7/1-a maddelerinde belirtilen bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulunu yerine getirmeye uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12882, K. 2010/3913, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama