KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13556 E., 2010/5183 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Aydın Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.09.2008 tarih ve 2006/485-2008/439 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkette %5 hissesi bulunan ...’ın davalı bankadan 31/01/2006 tarihinde kullandığı 50.000 TL bireysel finansman kredisinin 4.635,55 TL olarak 28/02/2006 tarihinden itibaren 12 ay süre içerisinde ödenmeye başlanacağını, ancak ilk ödeme günü gelmeden 13/02/2006 tarihinde davalı banka tarafından müvekkili şirket hesabından virman yoluyla 49.750 TL’nin ...’ın hesabına aktarıldığı, müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadan yapılan bu işlem neticesinde çeklerin karşılıksız çıktığını ve zarara uğradığını ileri sürerek, davalının 10.000 TL manevi, 6.000 TL maddi tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davacı şirketin ve kurucu ortaklarının bankalarının müşterisi oldukları iki yıl içinde tevdiat ve kredi hesapları ile şahsi mevduat ve kredi hesapları arasında karşılıklı olarak virman ve mahsup işlemlerinin yapıldığını, ... tarafından çekilen kredinin davacı şirket hesabına aktarıldığını, şirketin hesabı müsait olunca 13/02/2006 tarihli virman işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını, işlem üzerinden 4 ay geçtikten sonra itiraz edilmesinin iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, davacı şirketin kredi sözleşmesinde verdiği ipotek teminatının kredi borcu ödendiğinden 22/06/2006 tarihinde kaldırılmasını talep etmesinin virman işleminin bilgisi dahilinde yapıldığının göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin kurucu ortaklarının karı-koca iki kişiden ibaret aile şirketi olduğu, şirket yetkilisinin talebi üzerine şirket ortağı ...’a verilen bireysel kredinin şirket ödemelerinde kullanıldığı, genel kredi sözleşmesinde bankanın müşterinin her türlü hak ve alacakları üzerinde rehin, hapis yetkisinin bulunduğunun öngörüldüğü, karşılıksız çeklerle ilgili düzeltme hakkı kullanıldığı ve ödendiği, davacı şirketin tazminat talebinde haklı olmadığı şeklinde görüş bildiren 27/03/2008 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13556, K. 2010/5183, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama