KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13653 E., 2010/9329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2007/375-2008/307 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.09.2010 gününde davacı Avukatı ... ile davalı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ciro yoluyla aldığı Vakıfbank Kuşadası Şubesinin 20.10.2005 tarihli, 10.000,00 YTL ve 20.11.2005 tarihli, 10.000,00 YTL bedelli çekleri davalı ... ve Kredi Bankasının İzmir Atatürk Organize Sanayi Şubesine ibraz ettiklerini, takas bankasınca "ödeme yasağı bulunduğundan üzerine işlem yapılamamıştır" kaşesi vurulduğunu, ancak tarih yazılmadığını, müvekkilinin bu çeklerle İzmir 11. İcra Müdürlüğü' nün 2005/12164 E. sayılı ve 2005/12166 E. sayılı dosyaları ile keşideci, lehdar ve ciranta hakkında kambiyo takibi yaptığını,
ancak çekler üzerinde ibraz tarihi olmaması nedeniyle bu takiplerin mahkemece iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, çek borçlularına başvuru hakkını davacının böylece kaybettiğini, cirantası ... aleyhine temel ilişkiye dayalı ilamsız takibin de semeresiz kalıp, borç ödemeden aciz vesikası verildiğini, keşideci ve lehdar ile davacı arasında temel ilişki bulunmadığını,davalının kusurlu davranarak çekin kıymetli evrak olarak takibi olanağını ortadan kaldırdığını, müvekkili şirketin bu nedenle dava konusu çeklerin toplamı olan 20.000,00 TL zararının oluştuğunu ileri sürerek,
bu zararın davalı bankadan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu çeklerin ibraz şerhinde ibraz tarihinin bulunmadığını, ancak ibraz tarihi yazılı olsaydı ve davadan önce davacının zararı doğsa idi dahi davacının zaten keşidecinin ödemeden men talimatı vermesi nedeniyle tahsil kabiliyeti olmayan çekleri bankadan tahsil edemeyeceğini, dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığını,davacının da ibraz tarihi atılmadığını kontrol etmemesi ve ibraz süresi içinde ibraz yerine geçen takibi başlatmaması nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranmadığını, olayda kusurlu bulunduğunu, kendi kusuruna dayanarak talepte bulunamayacağını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın, BK'nun 98 vd. maddelerine dayanılarak açılmış tazminat davası olduğu, davacının ciro yoluyla aldığı Vakıfbank Kuşadası Şubesine ait 20.10.2005 ve 20.11.2005 tarihli 10.000,00 er TL bedelli çekleri davalı bankaya ibraz ettiği, bankaca ibraz edilen çeklerin takasa verildiği ve ödemeden men yasağı olduğuna dair kaşe vurulduğu, ancak ibraz tarihinin yazılmadığı, davacının ibraz tarihi olmayan bu çekleri İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2005/12164 E. ve 2005/12166 E. sayılı dosyaları ile takibe koyduğu, takiplerin İzmir 8. İcra Hukuk Hakimliği' nin 2005/710 E. ve 2005/709 E. sayılı dosyaları ile iptal edildiği,
davacının aynı çeklerden olan alacağı için İzmir 8.İcra Müdürlüğü' nün 2006/1974 E. sayılı dosyası ile yaptığı ilamsız takipten dolayı çek borçlularından ...İnş. Dekorasyon Tur. Gıda Teks. ve Koz. Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve İzmir ...Sondaj ve Yapı Malz.
Ticaret ... ile ilgili olarak aciz belgesi aldığı, davacının öncelikle çeki kendisine ciro eden kişiye karşı talep ve dava yoluna başvurması, bu yolları tamamladıktan sonra alacağını tahsil edememesi halinde vekil-hamil davalı bankaya dönmesi gerektiği, davacının yalnızca icra takibi yaptığı, dava yoluna gitmediği, dolayısıyla da henüz zarar doğmadan davayı açtığı, ayrıca borçluların aczinin bankayı ilgilendirmeyeceği, aksi yöndeki bilirkişiler raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının hamili olduğu ve tahsil için davalı bankaya verdiği iki çekin ödemeden men talimatı olduğuna ilişkin arkalarına şerh yazıp ibraz tarihini yazmayan davalının bu suretle çeklerin kıymetli evrak niteliğini kaybetmesine yol açtığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, henüz zarar doğmadan erken açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacının temel ilişki nedeniyle ciranta "İzmir ...Ticaret-..." aleyhine başlattığı ilamsız takibin semeresiz kaldığı, davacının bu icra takibi ile yetinmeyip, dava yolunuda tüketmesi gerektiği gerekçesi doğru olmayıp, ilamsız icra yolunu temel ilişki kapsamında tüketmesi yeterli olmuştur.
Ne var ki, mahkemece, davacının tamamen tükettiğini kabul ettiği diğer başvuru yollarının tamamı tüketilmemiştir. Keşideci, lehdar, ciranta aleyhine davacının başlattığı kambiyo senetlerine mahsus takip, sadece keşideci yönünden iptal edildiği halde, icra müdürlüğünce lehdar ve ciranta bakımından da bu iptal nedeniyle semeresizlik belgesi verilmesi doğru değildir.
Davacının takibi keşideci, lehdarı ve ciranta yönünden kesinleşmiş olup, lehdar ve ciranta takibin iptali için mahkemeye başvurmamıştır. Davacının bunlar için de semeresizlik belgesi istemesi sonucu düzenlenen semeresizlik belgesi nedeniyle lehdar ve cirantaya karşı bu yolun tüketildiğinin mahkemece de kabulü doğru olmamıştır.
Öte yandan, çeklerdeki tüm sorumlular hakkındaki takip yada dava yollarının sonuçsuz kalması halinde dahi, bankanın ibra tarihini yazması gereken tarihte bu borçluların ödeme gücü var olupta daha sonra ödeme güçlerini kaybetmişler ise davalıya başvurulabilecek, aksi halde başvurulamayacaktır.
İbraz tarihi yazılı olsa dahi davacı alacağını takip ve dava etmekte gecikmiş ve gecikme döneminde borçluların mal varlığı sona ermiş ya da azalmış ise buna katlanması gereken yine davacıdır. Davalının, ibraz tarihi yazmaması ile zarara katkısı olup olmadığı belirlenip, zarara katkısı var ise, zararın doğmasından sonra bu dava açılabilecektir.
Diğer yandan, davacının keşideciye karşı ilke olarak TTK'nun 644. maddesine dayalı dava yoluna başvurma hakkını da lehdar ve cirantaya karşı kambiyo takibi, cirantaya karşı ilamsız takip yada dava yollarının semeresiz kalmasından sonra kullanması olanağı da mevcut olup, bu olanağa kavuşup kavuşmadığı ortaya çıkmadan önce açılan iş bu dava yine erken olup, zararın gerçekleşmesinden sonra en erken bu tarihte açılması gereken bu davanın mahkemece, yukarıdaki bu gerekçelerle reddi gerekirken aynı sonuca cirantaya karşı dava yolunu tüketmediği gerekçesiyle varılması somut olay bakımından isabetsiz olup,
kararın değişik bu gerekçelerle onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13653, K. 2010/9329, 28 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama