KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13744 E., 2010/10540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2007 tarih ve 2006/121-2007/521 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı Avukatı...ile davalı Avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Essen Yerel Mahkemesi'nce 04.04.2005 tarihinde davalının müvekkiline 8.973,17 Euro anaparayı 01.01.1999 tarihinden itibaren %5 temerrüt faiziyle birlikte ödemesine karar verildiğini, masraflar tespit kararı ile de 1.523,71 Euro’nun 13.05.2005 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte tahsiline hükmedildiğini, kararın 06.07.2005 tarihinde kesinleştiğini, ilgili kararın Alman Kanunları uyarınca kesinleştiğinin 06.07.2005 tarihinde usulüne uygun olarak onaylandığını ileri sürerek, anılan kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda MÖHUK'nun 38.maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira kamu düzenine ilişkin kuralların söz konusu olduğunu, dava konusu kararın gıyapta verildiğini ve müvekkilinin savunma hakkına uyulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tenfize konu kararın Alman mahkemesince verildiği, Türkiye ile Almanya’nın Lahey Sözleşmesi’ne taraf olduğu, ülkemizin tebligata dair 10.maddeye çekince koyduğu, Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin gıyapta verdiği tenfize konu kararda doğrudan posta yolu ile tebligat yoluna gidilmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı, kaldı ki MÖHUK’nun 34.maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş karar da olmadığı, tenfiz şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yolu ile tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken,
ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13744, K. 2010/10540, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama