KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13748 E., 2010/9474 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2008 tarih ve 2007/392-2008/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.09.2010 28.09.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebligatına rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 22.02.2005 tarihli Münhasır Distribütörlük sözleşmesi uyarınca, davalının ürettiği akülü ve elektrikli bahçe makinelerinin Türkiye’deki pazarlama ve satış yetkisinin davacıya verildiğini, sözleşmenin 18.05.2006 tarihinde yenilendiğini ve davacının aynı malları distribütör sıfatıyla pazarlamaya devam ettiğini , ancak davalının bazı yükümlülüklerini ihlal ettiğini, fiyat, servis ve garanti zorunluluklarını yeterince yerine getirmediğini, yedek parça siparişlerinde gecikmelere sebep olduğunu , gerekli doküman ve bilgi birikimini sağlayamadığını,
davacı dışında münhasır distribütörlük vermek için bazı şirketlerle temasa geçtiğini, bu nedenle davalıya 20.12.2006 tarihli ihtarname çektiklerini, bu ihtarın sonuç vermemesi üzerine 19.04.2007 tarihli başka bir ihtar çektiklerini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmeden doğan borçlarını ihlal ettiğini ileri sürerek mahrum kalınan kazanç tazminatı olarak 2.000.000 Euro'dan şimdilik 25.000 YTL'nin, distribütörlük için şimdiye dek harcadıkları toplam 1.589.000 USD'den şimdilik 60.000 YTL, oluşturdukları bayi ve servis ağı için toplam 500.000 USD'den şimdilik 25.000 YTL'nin,
yapılan promosyon, fuarlar, kataloglar, araba giydirmeleri ve tabelalar için 500.000 USD'den şimdilik 25.000 YTL, ellerinde kalan mallar nedeniyle zararları olan 302.000 Euro’dan şimdilik 12.250 YTL, davalıya sağladıkları pazar ve müşteri kapasitesi nedeniyle 300.000 USD'den şimdilik 12.250 YTL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle tazminine, ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına, davacının elinde kalan mallar için tevdi mahalli tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin sözleşme süresinin dolması nedeniyle sona erdiğini, davalının önceden kararlaştırılan ödeme vadeleri ve fiyatlardan devamlı olarak şikayet etmesinin sözleşmeyi sona erdirme niyetinde olduğunu gösterdiğini, taraflar arasında sözleşme sürerken başka şirketlerle tek satıcılık sözleşmesi yapılmadığını ve başka şirketlere ürün satılmadığını, sözleşmenin süre dolmakla sona ermesi nedeniyle mahrum kalınan kazanç tazminatı talep edilemeyeceğini,
sözleşmede aksine hüküm olmadığından işin geliştirilmesi ve ürünün dağıtımı için yapılan masrafların ve stoktan kaynaklanan yükümlülüklerin davacıya ait olduğunu, sözleşmenin sona ermesi davacının kusurundan kaynaklandığından portföy tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 09.02.2005 ve 18.05.2006 tarihli sözleşmelerde davalı şirketin, davacı şirkete, 2005 ve 2006 yıllarında Ryobi markalı elektrik motorlu el aletleri ve bahçe aletlerini ve bunların tamiri ve satış sonrası servis için gerekli yedek parçaları ithal etme ve satma hakkını verdiği, sözleşmede bunun dışında bir kayıt bulunmadığı,
davacı tarafından sözleşmenin feshedildiğine dair bildirimi bulunmamasına rağmen, davalının da sözleşmenin feshedildiğini kabul ettiği, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin her iki tarafın rızasıyla sona erdiği, sözleşmede davacı yönünden bir alım kotası belirlenmediğinden,
davacının bir süredir sipariş vermemiş olmasının tek başına sözleşme ihlali teşkil etmeyeceği, davalının satış performansından memnun olmadığı davacıya sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi ve yeni bir distribütör bulmak için girişimde bulunması da sözleşmenin ihlali sayılamayacağı, davalının yaptığı görüşmelerin davacının itibarını zedeleyecek ölçüde afişe edildiği yönünde bir delil de ibraz edilmediği,
Servis ve yedek parça sağlanması ile ilgili sıkıntıların da aktin feshi için haklı neden sayılamayacağı, davacının stoktaki malları kendi adına ve hesabına 3. kişilere satmak üzere satın almış olması ve davalının bu malları alma taahhüdü bulunmaması nedeniyle stoklarla ilgili talebinde yerinde görülmediği, davalının sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu ispatlanamadığından akti fesheden davacının portföy tazminatı talep etme hakkının bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13748, K. 2010/9474, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama