KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13781 E., 2010/5157 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2007/295 - 2008207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin 1997 ila 2007 yıllarına ait ticari defterleriyle diğer belgelerinin 02.07.2007 tarihinde işyerinde çıkan yangında yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, anılan defterler ve belgeler için zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı hazine vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin ticari defterlerinin işyerinde meydana gelen yangında zayi olduğundan talebin kabulünün gerektiği ancak zayi olduğu ileri sürülen diğer belgelerin nitelikleri konusunda net beyan bulunmadığı için bu taleplerin reddini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı şirketin 1997 ila 2007 yıllarına ait ticari defterlerinin yangında zayi olduğunun tespitine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 68. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir
Dairemiz’in yerleşmiş uygulamasına göre, bu tür davalarda verilen bir karar kesin hüküm niteliğini taşıyamayacağından, davanın hasımsız olarak açılıp sonuçlandırılması gerekir. Zira açılan bu dava tesbit isteğinden ibaret olup, mahkemece verilecek kararın ilgililerce her zaman iptalinin istenmesi mümkündür. O halde mahkemece bir ara kararı ile davada hasım gösterilen davalının davadan çıkarılmasına karar verildikten sonra yargılamaya hasımsız olarak devam edilmesi gerekir iken, yazılı şekilde davanın kısmen kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemenin kabul şekline göre de, çıkan yangında zayi olduğu ileri sürülen davacıya ait ticari defterlerden 2003 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin bir ihbar mektubuna eklenmek suretiyle ortaya çıkartıldığı ileri sürüldüğüne göre, yangında zayi olan defterlerin tespiti yönünde yeterli araştırma yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
2- Yukarıda açıklandığı üzere, böyle bir davanın çekişmesiz yargıdan çıkıp çekişmeli yargı alanına girmesi mümkün olmadığından, davacı tarafından Adana Vergi Dairesi’nin davalı olarak dava dilekçesinde gösterilmesi doğru olmadığı gibi, böyle bir yanlışlığın yapılması davalıya kararı temyiz etme yetkisi vermez. Zira, Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturacak bir hüküm tesis edilmemiştir.
Bu durum karşısında, HUMK.’nun 432/4. maddesi uyarınca, Vergi Dairesi vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13781, K. 2010/5157, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama